İMAM-I RABBANİ HAZRETLERİ VE SEYRİ SÜLÜK Üstün namı şöyledir: Maden-i ekarim’is-selefi vel-halef haiz’ül-mehamidi vel-mekârimi veş-şeref el âlim’ür-rabbani vel-kâmilüs-semadanî dürretü iklil’il-evliyail-müntahabin ve gurret-i cebin’il-asfiyail-garril-muhaccelin ellezi teşerrefe hazel-asri bivücudihi vebteseme sağr’üd-dehri biefdalihi ve cudihi el-mürşid’ül-kâmilül-mükemmel vel-münkız’ül-muhavvif’ül-müenımil daiy’ül-halkı hil-Hakkı il’el-Hakk ve hüvel-kutb’ül-evhad vel-alem’ül-müferred’ül-emced el-mahbub’üs-sübhanî vel-imam’ür-rabbani müceddid’ül-elf’is-sani seyyidüna ve mevlâna eş-şeyh Ahmed el-Ömerî el-Faruki neseben, el-hanifi meşreben, el hanefî mezheben, en-nakşibendî tarikaten, es-serhendî mevliden. * * * İmam-ı Rabbani Hz. nin bu üstün namını dilimize şöyle çevirebiliriz: Geçmişte yaşayan; onlar göçünce yerlerini dolduran, en keremli zatlara kaynak, […]
EVLİYA MAKAMLARI بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ الحمد لله رب العالمين والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى اله وصحبه وسلم اجمعين MUKADDİME Hamd, âlemlerin Rabb’ı olan Allah Teâlâ’yadır. Salât ve selâm Rasûlüllah sallallâhü aleyhi ve sellem Efendimiz Muhammed’e ve bütün âline olsun. Bu kitabın müellifi Muhammed b. Hamza (Allah Teâlâ kabrini nûr etsin) der: Bir gün oturmuş ilimle meşgul bulunuyordum, Birden gözlerime uyku geldi. Üzülerek dedim: İlâhi, bu gaflet nedir ki benim gözlerimi aldı? Bu sözün ardından da gözlerimden yaşlar boşandı. Ve bu arada […]
DEFİNENİN İSLAMDA HÜKMÜ NEDİR Günümüzde en çok sorulan sorulardan biride define meselesidir faydalı olur ümidiyle konuyu paylaşıyorum definenin anlamı çeşitleri islamda yeri ve hükümleri ile ilgili cevaplar. DEFİNE: Yere gömülmüş değerli mallar. Define, hazine veya rikaz denilen konuda alimlerin farklı görüşleri vardır. Hanefilere göre, hem madenler, hem de eski devirlerde yer altına gömülen her türlü kıymetli eşya “Rikaz” kapsamındadır. Diğer üç mezhebe göre, madenler“Rikaz” kapsamında değildir. – Altın-gümüş gibi defineler beş parçaya bölünür. Bunlardan beşte biri, devlet alır. Şafiilere göre bunu zekat olarak dağıtılması […]
İSLAMIN İNANÇ TEMELLERİ Başlangıç ve her şeyin evveli nihayetsiz her şeyin sonu, Kadim, Kerim, fazilet ve cömertlik sahibi varlığı kendinden, alemlerin yegane gerçek hükümdarı, Rabbi olan Allah’a Hamd ve senalar olsun. Kıyamete dek salat ve selam rahmet Nebisi, Ümmetin şefaatçisi, halkın aynasında Hakkın kainattaki tecellilerinin en mükemmeli olan Peygamberimiz, Seyyidimiz, Rehberimiz Hz. Muhammed Mustafa’ya (s.a.v ) Onun pak, temiz, şerefli Alinin ve Güzide Ashabının, Salihlerin ve onlara uyanlara olsun.amin Allah’a Hamd Rasulüne salat ve selam dan sonra bil ki Rablerin Rabbi ve Alemlerin […]
Alem-i Misâlin Mahiyeti Varlık Âleminde Maddî Olmayan Bir Alem Daha Vardır: Bu alem hakkında Şah veliyullah (Huccetullahul-Baliğa) adlı eserin diyor ki Bil ki: Pek çok hadîs, varlık âleminde maddî olmayan bir başka âlemin daha var olduğunu göstermektedir. Bu âlemde, manalar, kendilerine uygun bir suretle tecessüm etmekte ve eşya henüz yeryüzünde tahakkuk etmeden önce burada bir tür gerçekleşmektedir. Meydana geldiği zaman o mana orada nasıl idiyse, maddî varlık âleminde de aynen öyle olmaktadır. Halka göre bir cismi bulunmayan şeylerden birçoğu (buradan) intikal eder ve […]
Ferasetten Bahseden Hadis ve Ayet Ebu Said’den (r.a) Rasalullah (s.a.v) şöyle buyurdu: müminin ferasetinden sakının çünkü o baktığında Allahın nuruyla bakar (Tirmizi 3127) Hadisten çıkan netice: Ferasettir. Feraset kalbin saf olması durumu olup devamlı Allahı (c.c) zikretmek ve Takva ile elde edilir. Böyle bir mümin çoğu zaman olayların hakikatını idrak eder ki buna da feraset denilir. Feraset keşfin bir şubesidir. Hadis açıkça buna dalalet eder. Kuranı kerimde de müminin bu vasfı şu ayette anlatılır. Esteizu billah: İnne fi zalike le ayatil lil mutevessimîn […]
Tekasür Suresinin Havassı Bu mübarek sûre “El-Kevser” sûresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Kur’an-ı Kerîm’in yüzikinci suresi, sekiz ayet, otuzaltı kelime ve yüzelliki harften ibarettir, fasılası ra, mim ve nun harfleridir.. “Tekâsür”den, yâni: Çokluk kuruntusundan haber verdiği için kendisine bu tekâsür adı verilmiştir. Bundan evvelki “El-Kâria” sûresinde kıyametin dehşetli vasıfları ve sâlih kullar ile isyankâr kimselerin akıbetleri bildirilmişti. Bu sûrede de insanların nihayet âhirete gidip cehennemi görecekleri ve birer suale tâbi olacakları bildirildiği için bu iki sûre arasında büyük bir münâsebet vardır. Surenin […]
Surelerin Ebced değerleri Bu Konuyu açmamızda ki sebep esmalar gibi surelerinde ebced değerleri bilinsin hem surelerle hacet uygulamaları yapılırken adetlerine riayet ederek yapılsın, kişinin kendine ait suresini veya yakın olanını en azından bilsin diye, hem de sadece esmalarda ebced değerlerine göre havass uygulamalarının olmadığı, havas ilminde surelerde de bu usulün uygulandığı bilinsin diye acizane konuyu paylaşıyoruz. Havas uygulamalarında surelerin bu usulle kullanım şekli günümüzde pek bilinmez oysa bu usul çok fayda ve hikmetler saklar içinde bu ehline malumdur. Evet Esmaların kişilere baktığı gibi […]
Beled Suresinin Havassı Bu mübarek sûre “Kaf” sûresinden sonra Mekke-i Mükerreme’de nazil olmuştur. Kur’an-ı Kerîm’in doksanıncı suresi, yirmi ayet, altmış yedi kelime üç yüz yirmi altı harftir Fasılası, “dâl, elif, fâ’, hâ” harfleridir Mekke-i Mükerreme beldesine yemîn ile başladığı için kendisine böyle “Beled sûresi” adı verilmiştir. Bundan evvelki “El-Fecr” sûresinde cimrilik, mirasa düşkünlük, fakirlere yardımdan kaçınmak hâlleri kınanmış, huzura ermiş nefsin mutluluğu bildirilmişti. Bu “El-Beled” sûresinde de öyle bir hırs ve tama’dan kurtulmanın yolları gösterilmiş ve kalp huzurunun ne ile meydana geleceği bildirilmiş […]
Beyyine Suresinin Havassı Kur’ân-ı Kerîm’in doksan sekizinci sûresi. Sekiz âyet, doksan dört kelime, üçyüz doksan dokuz harftir. Fasılası h’dir. Bu mübarek sûre, Et-Talak sûresinden sonra Medine-i Münevvere’de nazil olmuştur. Sekiz âyet-i kerîmeyi içermektedir. Delil ve kanıt mânâsına olup kendisiyle Resûl-Î Ekrem Efendimizi kast için “Beyyine” tâbirini ihtiva ettiği için bu sûre-i celîleye böyle Beyyine sûresi adı verilmiştir. Diğer ifadeyle Beyyine; nûr gibi kendisi beyyin, yani gayet açık olup da başkasını beyan eden, açıklayan demektir. Bu yüzden davacının davasını açık bir sûrette beyan ve […]