Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!
Kategoriler
Tavsiye Siteler
Son Yazılar
Son Yorumlar

Mükteseb Akıl   Mükteseb akıl, esasen akl-ı gariziye dayanan, bir taraftan ilim ve fen tahsili sayesinde, diğer taraftan hayattaki çeşitli görgü ve tecrübeler yardımıyla elde edilen bilgilerin neticesinden veya topluluğundan ibarettir. Gerçi, akl-ı garizisi tam olanlar içinde zekaca kuvvetli bulunanlar halk arasında seçkin ve üstün bir durum kazanabilirlerse de, bilgin ve tecrübeli bir kimsenin düşünce ve karar hususundaki isabeti ekseriyetle kendini gös terdiği inkar edilemez. Bir kişinin akl-ı garizisi doğuştan ne kadar yerinde ve zekası ne derecede yüksek olursa olsun, bilgi ve tecrübeden […]

Haydarı Kerrar Son Eserleri
Sponsor Olmak İster misin ?

Akl-ı Matbu veya Garızi Akıl   Garizi Akıl, maddiyat bakımından hayvanata az çok benzerliği olan insanın, hayvan sınıfından farklılık ve üstünlüğünü başlı başına gösteren manevi bir hassadır. Bu manevi hassa, insanlarda doğuştan mevcud bir kabiliyet olup bazı kimselerde çok, bazılarında azdır. Fakat esas bakımından derece farkı ve değişikliği yoktur. Hz. Ali (r.a.) şöyle buyurmuştur: “Aklı iki akıl olarak gördüm: Birisi matbu, (iyiyi ve kötüyü henüz birbirinden ayıramayan) diğeri mesmu (öğrenmekle elde edilen) akıl. Fıtri akıl olmadıkça, öğrenmekle elde edilen akıl fayda vermez. Nitekim, […]

AKIL VE BASİRET NEDİR Aklın mahiyetinin ne olduğu; akıl ve zeka, idrak, şuur, hafıza, kalb ve diğer latifeler arasında ne gibi ilişkilerin bulunduğu hususunda söylenenler veya yazılanlara bir göz atacak olursa, bu konuda büyük bir mesafenin alınmış olduğunu söylemek fazlaca iyimserlik olur. Akıl hiç şüphesiz insana özgü bir melekedir. Varlık bilim açısından bakıldığında, aklın insanoğlundan çok daha öncelere gidip dayandığı görülecektir. Çünkü İslama göre Allah’ın ilk yarattığı şey akıldır. Aklın yine aynu akılla kendini tanımaya çalışması da insana özğü bir keyfiyettir. Bu anlanda […]

AKLIN ŞUBELERİ Akl-ı mead Hadidü’l-basar, (keskin bakışlı) onların nasibi ise enbiya evliyadır. İrfan ve ilimle terbiye olunan, ahireti düşünen, gelecğini kavrayan, şer’i hükümlerle hakkı batıldan ayırt eden, ve “sadakte” deyip, o hakaiki kabul eden, Kur’an’a da “barekallah” deyip ahkamınca amel eden ve vuslata eren insan-ı kamilin aklıdır. “O kullarım ki, onlar sözü dinlerler, sonra da en güzel uyarlar. İşte onlar, Allah’ın doğru yola ilettiği kimselerdir. Gerçek akıl sahipleri onlardır.” 1 “Allah -azze ve celle- katında en makbul mü’min, Allahu Teala’ya ibadete kendisini hasreden, […]

TEKVİN   Cenâb-ı Allah’ın, zatıyla kaim, bilfiil yaratmak ve icat etmek şanından olan sübûtî ve hakiki sıfatlarından biri. Allah Teâlâ bu sıfatıyla dilediği her mümkünü yokken varlık sahasına çıkarır. Tekvin ile murad edilen bir eserin vücuda gelmesine bilfiil müessir olan mebde-i tekvindir. Yoksa mükevvin (yaratıcı) ile mükevven (yaratılan) arasındaki ilişki değildir. Bu ilişki izafi bir durum olduğu için hâdistir. Tekvinin (yaratmanın) menşei ise bir eserin vücud bulmasında doğrudan doğruya müessir olan Allah’ın zatıyla kaim bir sıfattır. Tekvine, halk, îcâd ve te’sir de denilir. […]

KELÂM   Konuşma. Allah’ın Sübuti sıfatlarından. Allah’ta bulunması zorunlu olan konuşma niteliğini belirtir. Allah bu sıfatı ile peygamberler aracılığıyla emir ve yasaklar koyar, haberler verir. Ancak konuşmasının mahiyeti bilinemez. Kur’an’da Allah’ın konuşma niteliğine sahip olduğunu gösteren çok sayıda âyet vardır. “Musa, tayin ettiğimiz vakitte bizimle buluşmaya gelip de Rabb’i onunla konuşunca… ” (el-A’raf, 7/143), “De ki: “Rabbimin sözleri için deniz mürekkep olsa, Rabbimin sözleri tükenmeden önce deniz: tükenir” (el-Kehf, 18/109), “Ve eğer ortak koşanlardan biri güvence dileyip yanına gelmek isterse, onu yanma al […]

KUDRET   Kuvvet, güç, takat. Canlının irade ile bir şeyi yapmaya ve yapmamaya muktedir olduğunu gösteren bir özellik. Allah’ın subûtî sıfatlarından biri. Allah’ın her şeyde etki ve tasarrufa kadir olması. Kudret bu manaya göre gücü yetmek demektir. Yaratıklarla ilgili olduğu zaman tesir eden ezeli bir sıfattır. Bunun anlamı şudur: Şüphesiz Allah Teâlâ ezeli ve ebedî olan hayatı ile yaşamaktadır ve kudret sıfatı ile her istediğini yapmaya muktedirdir. Kudret Allah’ın ezeli bir sıfatıdır ki mümkinâta taalluk ettiği zaman onlarda etki eder (Teftazânî, Şerhu’l-Akaid, İstanbul […]

İRADE   İstemek, dilemek, meyletmek, arzulamak. Kelâm ilminde Allah’ın bir sıfatı ve aynı zamanda insanın bir özeliği olarak ele alınmıştır. Allah’ın sıfatı olarak irade; O’nu diğer sıfatlarıyla beraber tavsif eder. Allah nasıl her şeyin kusursuz ve mükemmeline sahipse ve her konuda mutlak kemâl O’na nisbet edilmek gerekiyorsa; irade hususunda da Allah mutlak irade sahibidir. Yani Allah’ın iradesini kısıtlayan, onu tehdit eden herhangi bir başka irade sözkonusu olamaz. Öyleyse Allah’ın iradesi bütün yaratıklar üzerinde mutlak surette geçerlidir. “Rabbin şüphesiz irade ettiği şeyi kolaylıkla yapabilen […]

İLİM   Cenâb-ı Allah’ın sıfatlarından biri. İlim, vakıaya uygun olan kesin bilgidir. Hükemaya göre ilim, bir şeyin zihinde şekillenmesidir. ilmin karşıtı cehalettir. İlim iki kısına ayrılır. Birincisi kadîm olan ilim; diğeri de hâdis olan ilimdir. Kadîm olan ilim Allah’ın zatîna aittir. Kulların sonradan kazandıkları ilme benzerliği yoktur (Cürcani, et-Ta’rîfât). Allah’ın ilim, kudret ve hayat gibi sıfatları vardır. Bu sıfatlardan her biri vacip ve zarûri varlık kavramının dışındadır. Allah’ın ilim sıfatı, onun ilmiyle beraberdir. Allah’ın ezelî (başlangıcı olmayan) bir ilmi vardır; Bu ilim her […]

BASAR   Allah’ın sıfatlarından biri. Işık, renk, şekil, miktar ve her türlü davranışın, güzellik ve yanlışlıkların idrak edildiği duyudur. Kur’an-ı Kerîm’de görmek anlamına gelen Basîr’ sözcüğü 36 ayette geçmektedir. Ayetlerin çoğunda (el-Bakara, 2/96,110, 233, 237; Âli İmrân, 3/156, 163; el-Maide, 5/71; el-Enfâl, 8/39; Sebe’ 34/11; Fussilet, 41/40; el-Hucurât, 49/18; el-Hadîd, 57/4; Mümtehine, 60/3; Teğabun, 64/2) basîr sözcüğü, a-m-l’ fiilî ile birlikte “Allah yaptıklarınızı görür, Allah onların yaptıklarını görüyor” biçiminde değişik şekillerde geçmektedir. Bazı ayetlerde (Âli İmrân, 3/15, 20; Mü’min, 40/44) basîr sözcüğü,kul anlamına […]