Kuranda haber verilen İlmi mucizeler 1 Bismillahirrahmanirrahim Âlemlerin Rabbi Allah’a Hamd, Efendimize sonsuz salât ve selam olsun. Mucize, Keramet ve İlim ilişkisi adlı makalelerimde deyindiğim üzere, Kuranda anlatılan Peygamber (a.s) kıssalarında ki mucizelerin aslında ilim olduğu ve bu mucizeleri rabbimizin bu ümmete ilim olarak vermiş ve vereceğini örneklerle beyan etmiştim. Bu makalemde de onların devamı niteliğinde Kuranda ileriye dönük bakan ilmi mucizeleri irdeleyeceğiz. Günümüzde Kuran ve bilim üzerine çok çalışmalar yapılmış hatta piyasaya müstakil eserler bile çıkmıştır. Bu çalışmalar Bu […]
Cinlerin sihir büyü uygulamaları ve çözümler Bilindiği gibi cinler alemi kendi sırlarını insanlara ifşa etmezler. Cinciler, medyumlar vs. şahısları da kandırırlar ama onlarla çalışan bu şahıslar bir çok hususta cinlerin yardımından ve bazı uygulama bilgileri vermelerinden dolayı, onların kandırdıklarını ilimleri olmadığından kavrayamaz ve idrak edemez aldanırlar. Bu gün gelinen süreçte cinlerin çalıştıkları şahıslara öğrettikleri sihir, büyü, tılsım uygulamaları çoğalmış, eski eserlerde sihre ve büyüye karşı iptal olarak verilen bilgiler yetersiz hale gelmiştir. Çünkü eski alimlerin zamanında uygulanan sihir ve büyülere çözümler üretilmiş […]
Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî Hazretleri’nin, Osmanlı Devleti’nin Kuruluşundan Yetmiş Sene Önce Kaleme Aldığı; “Şeceretü’n-Nu‘mâniyye fî Devleti’l-‘Osmâniyye” Kitabı’nda, Osmanlı’nın Zuhuruna Dair Esrarengiz İşaretler 2012 tarihinde buharalim.com sitesinde yayımladığımız konu. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan elli dokuz yıl önce, 1240 mîlâdî yılında Şam’da vefât etmiş olan Şeyhü’l-ekber Muhyiddîn İbnü’l-Arâbî -kuddise sırruh- Hazretleri, henüz ortalıkta ne Osman Gâzî, ne de kuracağı cihân devleti yokken, cifr ilmine ve Kur’an’daki bâzı Âyet’lere dayanarak “Şeceretü’n-Nu‘mâniyye fî Devleti’l-‘Osmâniyye” adında bir eser yazmış; “Osmanlı Devleti Hakkında Soy Silsilesi” anlamına gelen bu küçük risâlesinde, kendi ifâdesiyle; […]
Şura 38 Ayetinde Günümüze Mesajlar ve İttihad-ı İslam Bismillahirrahmanirrahim (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükâfat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri, aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir. (Şura, 36,39) Bu ayetlerde günümüze bakan ve ittihadı islamın […]
Hürmet-i Musahare ve Flört Evlenme sonucu meydana gelen akrabalarla evlenme yasağı. Sıhriyete dayanan haramlık. Sıhriyet, eşlerden birini diğerine bağlayan hukuk; bir râbıtadır. Sonradan boşanma veya ölüm sebebiyle evlilik sona erse bile sıhri akrabalık devam ettiği için, bu, mutlak bir evlenme engeli teşkil eder. Aynı şekilde gayri meşru ilişkilerde de hürmeti musahare Hanefi mezhebine göre devreye girer. Onun için hürmet-i musahare meselesinin çok iyi bilinmesi gerekir. Yoksa kişi bilmeden kendi hısımıyla evlenmiş olur. Özellikle günümüz Müslüman gençliğinin bu hükümleri çok iyi bilmesi gerekir. […]
Mührü Süleyman Yahudi Sembolümüdür Bu gün İsrail devletinin bayrağında kullanılan Altı köşeli Yıldız diğer adıyla Mührü Süleyman (Davut Yıldızı) günümüzde bazı insanlarca israile ait bir sembol zannedilmektedir. Magen David Yahudilik simgesi olarak ilk kez 1933’te Prag Yahudi Cemaati tarafından onaylanıp, kullanılmış ve bu cemaatin özel ve resmi sembolü olarak kabul edilmiştir. Oysa bu sembol daha önce birçok kültür ve inanışta kullanılmıştır. Altı köşeli yıldız ilkçağ öncesi kültürlerde sanatsal değerinden ziyade farklı mistik anlamları içinde barındıran bir sembol olarak göze çarpmaktadır. Sembol üç semavi […]
KURANDA S İ H İ R / B Ü Y Ü KAVRAM VE MAHİYETİ “Süleyman’ın hükümranlığı hakkında onlar, şeytanların söylediklerine tâbi oldular. Halbuki Süleyman kâfir olmadı (Büyü yapmadı ve ona inanmadı). Lâkin şeytanlar kâfir oldular. Çünkü insanlara sihri (büyü ilmini) ve Bâbil’de Hârût ve Mârût’a indirileni öğretiyorlardı. Halbuki o iki melek herkese ‘Biz imtihan için gönderildik, sakın (yanlış inanıp büyü yapmaya cevaz verip de) kâfir olmayasınız’ dedikten sonra ancak ilim öğretirlerdi. Onlar karı ile koca arasını açan şeyleri öğreniyorlardı. Büyücüler, Allah’ın izni […]
Cinci hoca olup da Çalıştığı Varlığı bilmeyenler için basit bir usul Cin ve şeytanilerin temessülleri iyi bilinmezse eğer kişinin onların oyuncağı olmaması kaçınılmazdır. Bilin ki, sufli alemlerde her varlığın temessül yaparken sınırları vardır. yani ruhsatları, izinleri vardır aynı şeytan aleyhillanenin Rabbimizden aldığı ruhsatında nasıl ki insanlara maddi cebir uygulama yoksa, yani bir insan namaz kılacağı zaman şeytanlar o şahsın elini ayağını vs. tutup buna engel olamazlar sadece vesveselerin her türlüsünü denerler. Aynı bunun gibi diğer varlıklarında ruhsatları belli sınırları vardır sınırlarının […]
Mürid ve Mürşid ilişkisinde Rab Tecellisi “Rabb” kelimesi, terbiye eden ve yetki sahibi anlamında Arapça bir isimdir. Bu kelime aynı zamanda, ıslah etmek, üzerinde tasarrufta bulunmak, kemâle erdirmek, efendi olmak, sorumluluğunu yüklenmek, başkanlık yapmak, mâlik ve sahip olmak, sözü dinlenmek, itaat edilmek, üstünlüğü ve otoritesi kabul edilmek gibi anlamlara da gelir. Kur’ânî bir terim olarak Rab; varlıklar âlemini yaratan, terbiye ederek geliştiren, onları maddî ve mânevî olgunluğa götüren, terbiyenin bütün gereklerine mâlik ve her şeye sahip olan Allah anlamına gelmektedir. Allah’ın umumi […]
Eşler arasında Muhabbet (Havas) Uygulamaları dinen caiz midir? Eşler arasında muhabbeti celp etmek için, eşi evini terk etmiş ve tekrar küslükleri gitsin diye verilen havas eserlerinde ki uygulamalar iyi bir tetkikten sonra yapılması dinen caiz olur. Şöyle ki eşlerin kavga etmelerinin sebebi ayrılmaları vs. eğer onlara yapılan bir sihir ve büyüden dolayı ise bunun çözümünde uygulama yapmak büyünün iptali için çaba sarf etmek dinen caizdir. Eşlerin sihir büyü gibi manevi etkiler olmadan ayrılmaları durumunda dinin fıkhına göre hareket edilmelidir. Yani talak hükümleri […]