Allamul Ğuyub Esmasının Fazilet ve Havassı
Gaybleri en iyi bilen yalnız Allah için kullanılan bir sıfattır. “Allâm”; A-li-me (bildi) fiilinden türemiş, mübalâğa ifade eden bir isim olup; “en çok bilen, her şeyi hakkıyla bilen” demektir. Bu isim Allah’a mahsus bir sıfattır, mahlûklara verilemez. Bir kimseye, bilgin manasında âlim demek caizdir. Ancak Allah’tan başkasına “allâm” demek caiz değildir. Zira bu kelimenin ifade ettiği mana “herşeyi en iyi bilen”dir. Buradaki “her şey”in içine insan aklının alamayacağı veya yalnızca Allah’ın bildirmesiyle bilebileceği gayb ve gaybe ait haberler de girer. Nitekim ayetlerde şöyle buyrulur:
“De ki: Göklerde ve yerde gaybı Allah’tan başka bilen yoktur. Ne zaman dirileceklerini de bilmezler. ” (en-Neml, 65).
“Gaybı bilen (Allah), kendisine ait gayba kimseyi muttali’ kılmaz. ” (el-Cinn, 26).
Buna göre “Allâmü’l-guyûb” kısa şekliyle şöyle tarif edilebilir: “Bütün gaybları en iyi bilen”. Gerek önceden vukûu bulmuş olsun gerek şu anda vukûu bulmakta olsun ve gerekse vukûu devam etmekte olsun; ezelden ebede kadar meydana gelmiş ve gelecek her şeyi en iyi bilendir. Bu, O’nun ilim sıfatının bir gereğidir.
Bu isim bilinen 99 esmaül hüsna listesinde geçmez. Kuranda “De ki; “Allâmü’l-guyûb olan Rabbim, batılı hak ile ortadan kaldırır.” (Sebe’, 48). Ayetinden çıkarılmıştır.
Allamul ğuyub esmasının ebced değeri 1190 dır. Bu isim yüksek tecelli ve sırları içinde barındıran isimlerdendir. Bu ismi devamlı zikredenler gaybi bilgilere mazhar olurlar. Yüksek tecelli ve sırlar içinde barınan bir isim olduğundan batıni alimlerin sır ehli zatların kontrolünde uzleti ve zikri yapılması lazımdır. Bilenlerin kontrolünün dışında bu esmayı devamlı zikretmek ağır sonuçlar doğurabilir bu sebeple tavsiye etmeyiz. Sakıncalarından dolayı bu ismin özel riyazet bilgilerini burada beyan etmiyoruz.
Bu ismin umuma yani her Müslümana açık olan uygulamalarına gelince: birisi istiharedir. Her hangi bir müşkül için istihare yapılacağı zaman istihare namazının akabinde bu isim 1190 defa zikredilir ve Efendimizin s.a.v istiharede genelde okuduğu duasıyla dua edilirse o müşkül işleri çözülür, o işle alakalı bilmediği şeyleri gerek rüyada gerek ayıkken öğrenmeye, bilgiler edinmeye başlar.
Yine herhangi bir iş yapılacak ve hayırlımı? Hayırsızmı? Bilinmediğinde o işin ehilleriyle istişare edildikten sonra eğer istihare ve hacet yapılacaksa namazın akabinde yine bu esma adedince (1190) zikredilir ve efendimizin okuduğu istihare duasıyla dua edilirse o yapacağı iş hakkında hayırlı ise en hayırlı şekilde ihsan edilecek ve sebep kapıları aralanacaktır.
Okunacak istihare duası videonun sonunda verilecektir.
Bu isim içinde alim ismini barındırdığından dolayı, ilim sahibi olmak isteyenler veya işi ve işiyle ilgili bilgisinin artmasını isteyenler. Hafıza ve unutkanlık yaşayanlar, odaklanma sorunu yaşayanlar, her hangi bir şeyini kaybedenler ve bulmak isteyenler, herhangi bir eşyasının muhafaza edilmesini, korunmasını isteyenler de bu esmayı adedince zikrederlerse isteklerine kavuşurlar. Bu esmayı zikrederken güneş saatinde zikretmek evladır. Kendi saati dışında okunacağında gece yarısı (teheccüt vakti) veya sabah namazı sonrası okunur. Allahu alem bissavab.
Okunacak olan İstihare duası:
“Allâhümme innî estehîrüke bi-‘ılmike ve estakdirüke bi-kudretike ve es’elüke min fadlike’l-‘azîm. Fe-inneke takdiru ve lâ akdiru ve ta’lemü ve lâ a’lemü ve ente ‘allâmü’l-ğuyûb.
Allahümme in künte ta’lemu enne hâze’l-emre hayrun lî fî dînî ve me’îşetî ve ‘âkıbeti emrî fe yessirhü lî. Sümme bârik lî fîh. Ve in künte ta’lemü enne hâze’l-emre şerrun lî fî dînî ve me’îşetî ve ‘âkıbeti emrî, fa’srifhü ‘annî vasrifnî ‘anhü vakdir liye’l-hayra haysü kâne. Sümme ardınî bihî.”
Duanın Anlamı:
Ey Allah’ım! Senin ilmine güvenerek senden hakkımda hayırlısını istiyorum ve kudretine sığınarak senden kudret istiyorum ve senin sınırsız lütfundan bana ihsan etmeni istiyorum; çünkü sen, her şeye kadirsin, ben bir şeye kadir değilim. Sen bilirsin, ben bilmem, Sen bilinmeyenleri bilirsin.
Allah’ım! Senin ezelî ilminde, yapmayı düşündüğüm bu iş benim dinim ve dünyam ve geleceğim açısından hayırlı olacaksa, bu işi benim hakkımda takdir buyur, onu bana kolaylaştır, uğurlu ve bereketli eyle. Eğer bu iş senin ezelî ilminde, benim dinim ve hayatım hakkında ve işimin akıbeti hakkında -erken veya geç olmasında- şerli ise onu benden geri çevir, beni de ondan vazgeçir ve benim için nerede olursa olsun yalnızca hayırlı olanı takdîr et, sonra beni ona râzı kıl.” (Tirmizî, Salât, 349; Buharî, De’avât, 48;)