Kategoriler
Tavsiye Siteler
Son Yazılar
Son Yorumlar
6 ay önce root1 root1 tarafından yazıldı, 36 kez okundu ve hakkında hiç yorum yapılmadı.

Ay’ın bazı özellikleri

Biz gece ile gündüzü iki âyet (varlığımızın iki belgesi) yaptık da gece âyeti (ayı) silip söndürdük, gündüz âyeti (güneşi) ise gösterici yaptık. Bunu Rabbinizden bir rızık ve ihsan aramanız, yılların sayısını ve hesabı bilmeniz için böyle yaptık. İşte Biz böy­lece her şeyi gereği gibi anlattık.(İsra,12)

(Düşünmez ve idrak etmezler ki:) Gökte burçlar kılan, onların içinde bir sirac-aydınlık (ısı ve ışık kaynağı Güneş) ve nurlu bir Ay var edip (yaratan Allah) ne Yücedir. (Furkan,61)

Ve Ay’ı bunlar içinde bir nur kılmış, Güneş’i de (aydınlatıcı ve ısıtıcı) bir kandil yapmıştır.”(Nuh,16)

Ayın ışığını güneşten aldığı ve ışığı yansıtıcı olduğu bugün herkesin bildiği bir gerçektir. Yukarda gezegen ve yıldızların farkları bölümünde ayetlerdeki farklılıklarla bu durumu izah etmiştik.

Malumunuz Ay, Dünya’nın tek doğal uydusudur. Güneş Sistemi içinde beşinci büyük doğal uydudur. Dünya ile Ay arasında ortalama merkezden merkeze uzaklık 384.403 km, yani Dünya’nın çapının yaklaşık otuz katı kadardır. Ay’ın çapı 3.474 km’dir, bu da Dünya çapının dörtte birinden biraz fazladır. Dolayısıyla Ay’ın hacmi Dünya’nın hacminin %2’sidir. Kütlesi Dünya kütlesinden 81,3 kat daha düşüktür. Yüzeyinde kütle çekim etkisi yer çekiminin yaklaşık %17’sidir. Ay, Dünya’nın yörüngesinde bir turunu 27 gün 7 saatte tamamlar. Dünya, Ay ve Güneş geometrisinde görülen periyodik değişimler sonucunda her 29,5 günde tekrar eden Ay’ın evreleri oluşur. Bu evreler ve yörüngelerde zaten ayetlerin belirttiği hususlardır. Geçmişte astronomi ilminde bu ayın evreleri bilinmesine rağmen bu aylık yörünge sürecinde ayın çizmiş olduğu şekil bilinmemekteydi. Ay yörüngesinde seyrederken dünyanın bazen önüne bazen arkasına geçer. Aynı zamanda dünyayla birlikte güneşin etrafında da döndüğünden uzayda sürekli “S” harfi benzeri bir yörünge çizer. Ayın uzaydaki bu yörüngesinin şekli, kurumuş hurma ağacı dalına oldukça benzediğinden dolayı, Yasin,39 ayetinde rabbimiz: Ay’a gelince, Biz onun için de birtakım uğrak yerleri takdir ettik; sonunda o, eski bir hurma dalı gibi döndü (dönmektedir). Buyurarak, bu ilmi gerçeği o zamandan bildirmiştir. Bunlar günümüzde yeni bulunan bulgulardır. Kuranın tehaddi üslubunu hatırlayın. Kuranın dediği şeklin dışında ay gözükseydi o zaman birilerinin iddia ettiği gibi, beşer kelamı olduğu ortaya çıkardı. Oysa tersine bilim bu konuda da kuranın doğruluğunu tasdik etmiştir.

Ay bilindiği üzere insanoğlunun üzerine ilk çıktığı gök cismidir. Buna rağmen güneş ve diğer gök cisimlerindeki kısıtlı bilgiler günümüzde ay içinde geçerlidir. Ayda güneş gibi dünyamız üzerinde med-cezir, hayvanların çiftleşme zamanı gibi birçok etkilere sahiptir. Yukarda verdiğim bilgilerin yeni bulunduğu gibi, ayın oluşumunda bilim dünyasında hala netlik yoktur. Ay’ın oluşumunu açıklayan çeşitli varsayımlar önerilmiştir. Ay’ın Güneş Sistemi’nin oluşumundan 30-50 milyon yıl sonra, günümüzden 4,527 ± 0.010 milyar yıl önce oluştuğuna inanılmaktadır.

  • Bölünme kuramı – Ay’ın oluşumu hakkında ilk düşünceler Ay’ın merkezkaç kuvvetler nedeniyle yerkabuğundan koparak ayrıldığı ve gerisinde Büyük Okyanus çukurunu bıraktığını önermiştir. Bu bölünme kavramı Dünya’nın başlangıç dönüsünün çok büyük olmasını gerektirir. Ayrıca bu bölünme sonucu oluşan yörünge Dünya’nın ekvator düzlemini izlemek durumunda olacaktı ama böyle değildir.
  • Yakalama kuramı – Diğerleri Ay’ın başka bir yerde oluştuğunu ve Dünya’nın yörüngesine yakalanarak girdiğini düşünmüşlerdir. Ancak bu yakalamanın gerçekleşebilmesi için gerekli olan koşulların, örneğin enerjiyi sönümleyebilmek için Dünya’nın geniş bir atmosferinin olması gibi, oluşması mümkün değildi.
  • Birlikte oluşum kuramı – Birlikte oluşum varsayımı Dünya ile Ay’ın gezegen öncesi buluttan aynı zamanda ve yerde birlikte oluştuklarını önerir. Bu varsayımı göre Ay, Dünya’nın oluştuğu maddelerin çevresindeki maddelerden oluştuğu düşünülür. Bazıları bu varsayımın Ay üzerinde metalik demirin azlığını açıklayamadığı için doğru olmadığını belirtmiştir.

Bu varsayımların önemli bir açığı Dünya ve Ay sisteminin yüksek açısal momentumunu kolayca açıklayamamalarıdır.

Dev çarpma kuramı – Günümüzde, Dünya ve Ay sisteminin oluşumunu dev çarpma kuramının açıkladığı bilim çevrelerince geniş kabul görmüştür. Bu varsayıma göre Dünya’nın oluşumundan önce, Mars büyüklüğünde bir gökcisminin çarparak Dünya yörüngesine Ay’ı oluşturacak kadar yeterli miktarda madde saçmış olmasıdır. Gezegenlerin, küçük ya da büyük parçaların birikmesi sonucu oluştuğuna inanıldığı için bunun gibi dev çarpma olaylarının birçok gezegeni etkilediğine inanılmaktadır. Bu çarpmayı simüle eden bilgisayar modelleri hem Dünya ve Ay sisteminin yüksek açısal momentumu ve Ay çekirdeğinin küçüklüğünü açıklayabilmektedir. Bu kuram ile ilgili cevabı bulunmamış sorular arasında Dünya öncesi kütle ile buna çarpan gökcisminin göreceli boyutları ile bunlardan çıkan maddenin ne kadarının Ay’ı oluşturduğudur. [1]

Aynı yukarda bilgilerde oluşumunun nasıl olduğunda net bilgiler olmadığı gibi, ayın ilk zamanlardaki hali, durumu da bilim dünyasınca netlik kazanmamış tahminler içerir. Bu hususta denir ki: Hem dev çarpma olayı sırasında hem de bunu izleyen Dünya’nın yörüngesinde maddenin birikmesinde çok büyük miktarlarda enerji salındığı için Ay’ın önemli bir kısmının başlangıçta erimiş olduğu düşüncesi yaygındır. Ay’ın o sırada erimiş dış yüzeyine Ay magma okyanusu adı verilir ve derinliğinin 500 km ile Ay’ın yarıçapı arasında değiştiği tahmin edilmektedir.

Magma okyanusu soğudukça kısmen kristalleşti ve katmanlara ayrılarak jeokimyasal olarak ayrı olan aykabuğu ve manto oluştu. Manto olivin, klinopiroksen ve ortopiroksen minerallerinin çökelmesi sonucu meydana geldiği düşünülmektedir. Magma okyanusunun dörtte üçünün kristalleşmesi tamamlandıktan sonra düşük yoğunluğu nedeniyle anortit minerali çökelmiş ve yüzeye çıkıp aykabuğunu oluşturmuştur. [2]

Görüleceği üzere, bilimsel olarak ayın evvelde nasıl olduğu ve oluşumu hala netlik kazanmayan bilgilerdendir. Oysa yukarda verdiğim ayetlerde açıkça ayında güneş gibi, ilk zamanlarda olduğu, ateş topu halinden sonra şimdiki haline getirildiği belirtilmiştir. Yani evvelde ay bir güneşti ve sonrasında ateşini sildik, söndürdük diye anlatılmıştır. Ne kadar garip bir durumdur ki, bazı müfessirler ayın silinip söndürülüşünü onun üzerindeki kara lekelerle yorumlamışlardır ki bu çok dar bir anlayıştır. Zemahşerinin bu ayetindeki yorumu ise hepten tuhaftır. O ayın ilk başta da güneş gibi olmadığını beyan eder.[3] bu ilk başta ateşinin söndürüldüğü açıkça beyan edilen ifadelerden böyle bir sonucu nasıl çıkarmış bilmiyorum.

Ayrıca bizler ayetlerde devamlı ayın güneşle beraber zikredilişinden, ayetlerde ince ifadelerden aslında bilim adamlarının dediği ayın dünyadan değil, güneşten koptuğunu, sonrasında bu şekline getirildiğini de anlayabiliriz. İfadeler bunu anlamamıza müsaittir. Zaten bilimsel bulgular dünya, ay ve güneşin ortalama 4.5 milyar yıl olarak yaşlarının aynı olduğunu beyan eder. Bu durumda bunların hepsinin ortalama aynı zamanda yaratıldığını gösterir.  Bilim adamlarının ayın dünyadan kopması teorilerinden dolayı dünya ve ayın aynı oksijene sahip olduklarını da sanıyorlardı. Son ki bulgular ayın oksijeninin dünya dan farklı olduğunu ortaya koymuştur.  New Mexico Üniversitesi’ndeki bilim adamları, bugün Nature Geoscience‘da yayınlanan yeni bir araştırmaya göre, Dünya ve Ay’ın farklı oksijen bileşimlerine sahip olduğunu ve daha önce düşünüldüğü gibi oksijen bakımından aynı olmadıklarını keşfettiler.

 Önceki araştırmalar, bilim adamlarının, Ay’ın erken Dünya ile Theia adlı bir proto-gezegen arasındaki dev bir çarpışmanın ardından enkazdan oluştuğunu ileri süren Dev Etki Hipotezi’ni geliştirmelerine yol açmıştı. Bilim adamlarının yeni bulguları önemli çünkü: Dünya ve Ay arasında tam bir oksijen izotop homojenizasyonu içeren devasa çarpma modellerine olan ihtiyacı ortadan kaldırırken, sözü edilen etkinin ve ay oluşumunun gelecekteki modellenmesi için bir temel sağlamaktadır. [4]

Bu bilimin yeni bulguları ve ilerde bulacakları bilgileriyle inanıyorum ki, ayın dünyadan bağımsız oluştuğu gerçeği netleşecektir. Umarım diğer meselelerde olduğu gibi, bu mevzuda da bilim ay hakkında net bilgileri kazanır.  

Yeri gelmişken ayın efendimizin s.a.v mucizesi olarak ikiye ayrılma olayı ve Şakkul kamer ayetini ilerde kıyamet ve safhalarını anlatacağımız bölümde işleyeceğimizden burada temas etmedik.


[1] ( Mitler, H.E. (1975). “Formation of an iron-poor moon by partial capture, or: Yet another exotic theory of lunar origin”. Icarus. Cilt 24. ss. 256–268.- Stevenson, D.J. (1987). “Origin of the moon – The collision hypothesis”. Annual review of earth and planetary sciences. Cilt 15. ss. 271–315.)

[2] ( Shearer, C. (2006). “Thermal and magmatic evolution of the Moon”. Reviews in Mineralogy and Geochemistry. Cilt 60. ss. 365–518-bknz.Wikipedia.org.ay mad.)

[3] ( Zemahşerî, III/172; Ayrıca bak. Neysabûrî, XV/13.)

[4] (konunun tamamı için bknz. Erick J. Cano, Zachary D. Sharp, Charles K. Shearer. Distinct oxygen isotope compositions of the Earth and Moon. Nature Geoscience, 2020;-makaleye ulaşmak için https://www.sciencedaily.com/releases/2020/03/200310164742.htm)

Etiketler:

Güvenlik Sorusu ** Zaman sınırı bitmiştir. CAPTCHA yeniden yükleyin.