Kategoriler
Tavsiye Siteler
Son Yazılar
Son Yorumlar
8 sene önce tarafından yazıldı, 20.581 kez okundu ve hakkında yoruma kapatıldı.
Evradı Behaiyye (Kudsiyye) Havassı

Bilindiği üzere bu evrad Şahı Nakşibend hazretlerinin (kuddise sirruh) Manevi Alemde Efendimiz (sallahu aleyhi ve selem)den öğrendiği ve devamlı meşgul olduğu bir duadır. Nitekim Bedîüzzaman Hazretleride genellikle “Evrâd-ı Kudsiye” nâmıyla andığı bu duâ metni için, “Şah-ı Nakşıbend’in kudsî bir evradıdır ki, Hazret-i Peygamber Aleyhisselâtü Vesselam’dan âlem-i manada ders almış” diye buyurur.
Böyle olunca da bu evradın havassı elbet çoktur biz bazı hususiyetlerinden bahsedeceğiz.
Bu evradın en başta şartı evvelinde ve sonunda salavatı şerife okumak ve şahı nakşibend hazretlerinin ruhuna bir hatmi şerif okumak ve hediye etmek evradı okurken dikkatli okumak kasemini dahi ihmal etmemektir okumaya ve şartlarına dikkat etmeye devam olunsa hüddamını elde etmeye bile nail olunur.

NOT: Burada bazı yerlerini eklemedim tamamı için Kitabıma müracaat edin.

1- Meşayıhi kiramdan rivayet olunur ki bu evradın okunduğu yere yüz bin melek nazil olur demişlerdir. Bu evradı bir kez okumak Hz. Alinin (Radıyallahu anh) dua-i Seyfi ve ve şeyh Şazeli hazretlerinin hizbül bahrini otuz kez okumak gibidir ve bin bir Esma-ül Hüsna okunmuş olur.
3-Bir yerden akrep, fare gibi zararlı hayvanları def için Cuma günü nahıs(Uğursuz) bir saatte bu evradı bir küpe yazıp bir mahalle gömerse maksat hasıl olur.
4-Bir yerdekileri bir araya getirmek(toplamak) için kamer zuhale mukabil ve Merih esed (Arslan) burcuna girdiğinde bir kara taşa bu evradı yazıp dilediği bir yere gömerse muradı hasıl olur.
5-Mafsal ağrılarında evradı yazıp zemzem suyuyla halledil dikten sonra içilse şifadır.

6-Şeyh abdül vahid hazretleri buyurdu ki bu evradı kırk gün şartlarına riayet ederek okuyan tayyi mekan yapar ve denizde yürür.

7-Bağlının bağını çözmek için bu evradı felak ve nas sureleriyle beraber kara sığırın kanıyla yazılıp taşırsa bağı çözülür.

8-Uyuz için bu evradı yazıp suyuyla yıkanılırsa şifadır.

9-Vücut da ki sancı için yazılıp suyu içilse şifadır. Yılan akrep gibi haşaratın sokmasında evradı okuduktan sonra yarım dirhem( 1 dirhem ortalama 3.200 grama tekamül etmektedir.) hardal yarım dirhem nışadır suyla ezilip içilse şifadır.

10-Nazar için bu evradın okunması ve yazılıp taşınması şifadır.
11- Nezle, Grip için bu evradı sıcak suya okuyup başı yıkanılırsa şifadır
12- Sarılık için bu evradı zağferan ile yazıp suyunu içse şifadır.
13- Baş ağrısı için bir miktar zeytin yağına bu evradı kırk gün birer kere okuyup bu yağı muhafaza eder ve baş ağrısı oldukça bu yağdan sürerse şifadır.
14-Kuvveti muhafaza etmek için zağferan ile bu evradı yazıp taşımalıdır. Sağ Pazuda Taşınır.
15- Burun kanı durmayanlar için gül suyuyla sirkeyi karıştırıp üzerine evradı okuyup bu sudan burnuna biraz damlatanların burun kanı kesilir.
16- Bağ ve bostana zararlı hayvanların girmemesi için bu evradı yazıp bostanın ortasında bir ağaç dalına asılır.
17-Yağmur yağmazsa bir sahrada, dağda bu aşağıda ki vefki yazıp üzerine evradı okuyup sonra iki rekat namaz kılıp yazmış olduğu bu vefki bir ağaca asarsa maksat hasıl olur.

Bu kadar havas bu evrad da var mı diye şüphe olunmasın zira Şeyh Şazeli hazretleri buyurmuşlar ki Fahri kainatı (sallahu aleyhi ve selem) rüyamda gördüm ve ismi azamı kendisinden talep ettim bana buyurdular ki evradı bahaeddinin içindedir.
18- Ebu Dimeşk dahi buyurmuştur ki evradı okurken her nerede tenlerim ürperirdi bilirdim ki ismi azam buradadır.
19-Kısır olanlar için bir çanak içerisine bu ayetleri yazıp.


يَا اَيُّهَا النَّاسُ اتَّقُوا رَبَّكُمُ الَّذى خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا وَبَثَّ مِنْهُمَا رِجَالًا كَثيرًا وَنِسَاءً وَاتَّقُوا اللّٰهَ الَّذى تَسَاءَلُونَ بِه وَالْاَرْحَامَ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ عَلَيْكُمْ رَقيبًا

Bismillahirrahmanirrahim Ya eyyuhen nasutteku rabbekumullezi halekakum min nefsiv vahidetiv ve haleka minha zevceha ve besse minhuma ricalen kesirav ve nisaa, vettekullahellezi tesaelune bihi vel erham, innellahe kane aleykum rakiba ( Nisa 1)

Üzerine kırk kere evradı okuyup gece yarısı suyunu içse maksat hasıl olur.

20- Şeyh Şazeli hazretleri buyurdu ki imamı Azamı gördüm ve son nefeste iman zafiyetinden korktuğumu dile getirdim bana buyurdu ki evradı bahaeddine devam eyle ve artık korkma dedi.
21- Şeyh Ahmet hazretleri buyurdular ki evradı okuyan o gün ölse şehitler derecesine nail olur.

22- Şeyh Yafi hazretleri bir kabak yaprağına ( ﺍﺶﻮﺍﺶﻙﺍﺶﻖﻯ ) Elif-Şın-Vav-Şın-Kef-Elif-Şın-Gaf-Ya) yazılıp üzerine de evradı şerife okunsa taşınsa kişiyi ateş yakmaz diye buyurdu.

23- Köpek ısırmış ve korkmuş kişilerin üzerine ve kırk ceviz üzerine evrad okunsa ve cevizler yedirilse şifadır.

24- İmamı Gazali hazretleri buyurdu ki bu evrad bir çocuğa öğretilse ezberletilse zekası kuvvetli birisi olur.

25- Ayın ilk perşembesinde işleri rast gitmeyen kişi evradı yazıp taşırsa maksat hasıl olur.

26- Hamilenin kolay doğum yapması için tavuk yumurtasının beyazını su ile karıştırıp üzerine evradı okuyup hamileye içirilse kolay doğum yapar. Yine doğumda zahmet çeken kadın için tavuk yumurtasının kabuğunu su ile dövüp ezip evradı suyun üzerine okuyup suyu kadına içirilse zorluğu ve zahmeti kalmaz kolay doğurur.

27- Dalak ağrısında ayın ilk Çarşambasında evrad yazılıp içirilirse şifadır.

28- Hamile kalamayan bir kadın için bu evradı yedi gün yedi kere nisan yağmuruna okuyup kadına içirilse hamile kalır. Yine çocuğu olmayan kadın için ak güvercin kanıyla bu evradı yazıp taşıtılırsa maksat hasıl olur.

29- İki kamış alıp uçlarını sivrildikten sonra bir birine geçirip bir tarafından kendi diğer tarafından bir başkası tutup evradı okuyucunda her nerede define varsa kamışlar o tarafa meyl eder eğer define yoksa uçları yukarı doğru kalkar. Kamış üzerine bu dua yazılır.


اذر نذر سميع مطع
مَرَجَ الْبَحْرَيْنِ يَلْتَقِيَانِ ايها القصبان علي الخا ئط مخفيا

30- Suya gark olmamak için kamer su burcundayken bu evradı yazıp gemiye asılırsa gark olmaz.

31- Bir çocuğa cin musallat olsa veya boğmaca üzerine evradı okuyup maişetül danka-i cümlesinde çocuğun şahadet parmağından tutup yedi kere Ya Hafizu Ya Mübdiu Ya Mu’id dense çocuk sıhhat bulur.

32- Sihir yapılmış bir kimseye bu evradı zağferan ile yazıp suyunu içirseler sıhhat bulur inşaallahu teala. Bir nushada taşıması için yapılır.

33- Her türlü Korku ve Evham için Zağferan ve misk ile yazılıp kişinin özellikle sırtta sağ veya sol kürek kemikleri hizasında taşıtılırsa maksat hasıl olur.

Evrad-ı Behaiyye Budur

اَعُوذُ بِاللّـهِ مِنَ ٱلشَّـيْطَانِ ٱلــرَّجِيمِ بِسْـــمِ اللّـهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ
اللَّهُمَّ اَنْتَ الْمَلِكُ الْـحَيُّ الْقَيُّومُ الْحَقُّ الْمُبِينُ ٱلَّذي لاۤ اِلـهَ الاَّ اَنْتَ اَنْتَ ربِّى خَلَــقْتَنى واَناَ عَبْدُكَ وَاَنَا عَلَى عَـهْدِكَ وَ وَعْدِكَ مَا اسْتَطَعْتُ اَعـُوذُ بِكَ مِنْ شرِّ مَا صَنعْتُ اَبـُوءُ لـَكَ بنـِعْمَـتِكَ عَلَـىَّ وَ اَبـُوءُ بــذَنـــْبـِي فَٱ غْفِـرْلى ذنوُبـِي فِانَّهُ لاَ يغْــفِـرُ الذُّنـــُوبَ إِلاَّ اَنْتَ سُــبْحَانَ اللّهِ وَ اْلحَمْدُ لِلَّهِ وَ لاۤ اِلـهَ إلاَّ اللَّهُ وَ اللَّهُ اَكْـبَرُ وَ لاَ حَـوْلَ وَ لاَ قـوّ ةَ إلاَّ باللّـهِ اْلعَـلِىِّ اْلعَــظِيمِ هُوَ اْلاَوَّلُ وَ اْلاخِرُ وَ ٱلظَّاهِرُ وَ الْبَاطِنُ وَ هُـوَ بِكُـلِّ شَيْئٍ عَلِــيمٌ يُحْيِي و يمِيتُ وَ هُوَ حَيٌّ لاَ يَمُوتُ بيَـدِه الـــْخـــَيْرُ وَ هُوَ عَلىَ كُلِّ شَيْءٍ قَـــديرٌ سُــبْحَانَكَ يَا عَــظِيــمُ الْـمُــعَــظَّمُ سُــبْحَانَكَ يَا قَـيُّومُ الْمُكَرَّمُ سُــبْحَانَكَ يَا بَاعِثُ سُــبْحَانَكَ يَا وَارِثُ سُــبْحَانَكَ يَا قَـادِرُ سُــبْحَانَكَ يَا مقْـتَـدِرُ سُــبْحَانَكَ يَا عَالِمَ السِّــــرِّ وَ الْخَــفِــيَّاتِ سُــبْحَانَكَ يَا بَاعِــثَ مَنْ في الْجَدَالَةِ وَ الْمُسْـمَـكَاتِ سُــبْحَانَكَ يَا مُسْتَــعْـبَدَ جَــمِيـعِ الْخَـلآ ئِقِ سُــبْحَانَكَ يَا مُــقْــــدِّرَ الْــوَجْـدِ وَ ٱلــصَّــوَافِقِ سُــبْحَانَكَ يَا مَـنْ لاَ تَــطْـرَأُ عَــلَــيْهِ اْلافــَاتُ سُــبْحَانَكَ يَا مُكَـوِّنَ اْلاَزْمِـنَةِ وَ اْلأَوْقَاتِ عَـلاَ قــدْرُكَ وَتَـعَـالَــَــيْتَ عَمــَّا يَـقُــولُ ٱلظّاَلِمـُـونَ عُــلُــوًّا كَبِـيرًا سُــبْحَانَكَ يَا مُـعْـتِـقَ ٱلرِّقاَبِ سُــبْحَانَكَ يَا مُسَــــبِّبَ اْلأَسْـــبَابِ سُــبْحَانَكَ يَا حَّـيُ يَا قَــيُّومُ وَ لاَ يَمُـوتُ سُــبْحَانَكَ يَا إِلهِي وَ اِلـهَ ٱلـنَّاسُوتِ خَـلَـقْـتَـنَا رَبـَّنـَا بيَدِكَ وَ فَـضَّـلْـتَنـَا عَـلىَ كَـثـِـيرٍ مِـنْ خَلْــقِكَ فَـلَـكَ الْحَـمْدُ وَ ٱلـــنَّــعْــمـۤاءُ وَلَـكَ ٱلــطَّـوْلُ وَ اْلالآءُ تبَارَكْتَ رَبـَّـنَا وَ تَعَالَـيـْتَ نَـسْـتـغْـفِــرُكَ وَ نَــتوُبُ اِلَــيْكَ اَنْتَ الْاَوَّلُ فَـلاَ شَيْئَ قَـبْلَكَ وَ اَنْتَ الْاخِرُ فَـلاَ شَــيْئَ بَـعْـدَكَ وَ اَنْتَ ٱلـظَّاهِــرُ فَـلاَ شَـــيْئَ يُـشْـبِـهُـكَ وَ اَنْتَ الْــبَاطِـنُ فَـلاَ شَـيْئَ يرَاكَ وَ اَنْتَ الْـوَاحِـدُ بـلاَ كـثــِيرٍ وَ اَنْتَ الْـقَادِرُ بـلاَ وَزيــرٍ وَ اَنْتَ الْمُـدَبِـّرُ بِـلاَ مُشِـيرٍ قُــلِ ٱللَّهُمَّ مَالِكَ الْـمُـلْـكِ تُـؤْتــِي الْـمُـلْـكَ مَـنْ تَشـۤاءُ وَ تَــنْزِعُ الْــمُلْـكَ مِمَّنْ تَشـۤاءُ وَ تُــعِــزُّ مَنْ تَـشۤـاءُ وَ تُــذِلُّ مَـنْ تَـشـۤاءُ بِيَــدِكَ الْـخَــيْـرُ اِنَّـكَ عَـلىَ كُــلِّ شَىْءٍ قَــديرٌ تُولِــجُ ٱلَّــيْلَ في ٱلــنَّــهَارِ وَ تُولِـــجُ ٱلــنَّهَارَ في ٱلَّــيْلِ وَ تُـخْرِجُ الْحَـيَّ مِـنَ الْـمَـيِّتِ وَ تُـخْرِجُ الْمَـيِّتَ مِـنَ الْـحَـيِّ وَ تَــرْزُقُ مَـنْ تَـشـۤاءُ بِــغَــيْرِ حِسَـابٍ سُــبْحَانَكَ يَا مَنِ احْتَجَبَ في اْلاُؤلى عَـنْ جَمِيعِ الْوَرى سُــبْحَانَكَ يَا مَـنْ تَرَدّى بِالْـوَقَارِ وَ الْكِـبْريـۤاءِ سُــبْحَانَكَ يَا مَالِـكَ جَمِيــعِ اْلاَشْــيآءِ سُــبْحَانَكَ يَا مَـنْ تَـعَـزَّزَ بِالْــقُدْرَةِ وَ الْعُـلى سُــبْحَانَـكَ يَا مَـنْ يَـعْـلَمُ مَـا في ٱلضَّـوَاحِي ٱلسَّــبْــعِ وَ الْحُـسْـنى وَ يَا مَـنْ يَـعْـلَـمُ مـَا يَـتَــلَـجْلَــجُ في ٱلصُّدُورِ وَ اْلاَحْـشآءِ سُــبْحَانَكَ يَا مَـنْ شَرَّفَ الْــعَرُوضَ عَـلىَ الْمُــدُنِ وَ الْـقُــرى سُــبْحَانَكَ يَا مَـنْ يَعْـلَمُ مـَا تَـحْتَ الْجَـبوُبِ وَ الـثَّــرى سُــبْحَانَكَ يَا مَـنْ تَـعَالى وَ لَـطُــفَ عَـنْ أَنْ يُـرى تَـبـَارَكْتَ رَبــَّنَا وَ تَـعَالَــيْتَ لاَ رَبَّ غَــيْـرُكَ وَ لاَ قَاهِـرَ سِـوَاكَ ٱللَّهُمَّ اَنْتَ الْمُـنْعِمُ الْـمُفْضِلُ الْـمُـقـيِلُ ٱلشَّـكُورُ وَ اَشْــهَدُ انَّكَ اَنْتَ اللَّهُ ٱلَّذى لاۤ اِلـهَ الاَّ اَنْتَ اَنْتَ رَبـّى وَ رَبُّ كُـلِّ شَـْئٍ فَاطِــرُ ٱلسَّـــمـوَاتِ وَ اْلاَرْضِ عَالِـمُ الْـغَــيْبِ وَ ٱلشَّــهَادَةِ الْـعَلِيُّ الْكَــبيرُ الْــمُتَعَالِ {طــسۤـمۤ طـــسۤ مَـرَجَ الْبَحْـرَيــْنِ يَلْـتَـقِـيَانِ بَــيْنَــهُمَا بَـرْزَخٌ لاَ يَــبْغِــيَانِ} اللَّهُ لاۤ اِلـهَ اِلاَّ هُـوَ الْـحَىُّ الْقَــيُّومُ لاَ تَـاْخُذُهُ سِـنَـةٌ وَ لاَ نَـوْمٌ لَهُ مَـا في ٱلسَّـمـوَاتِ وَ مَـا في اْلاَرْضِ مَـنْ ذَا ٱلَّذى يَشْــفَــعُ عِـنْـدَهُ الاَّ بِاِذْنِـه يَـعْـلَمُ مَا بَـيْـنَ اَيـْديـهِـمْ وَ مَـا خَـلْـفَـهُـمْ وَ لاَ يُـحِيطُونَ بِشَىْءٍ مِنْ عِلْمِه اِلاَّ بِمَا شَـۤاءَ وَسِـــعَ كُرْسِــيُّهُ ٱلسَّـــمـوَاتِ وَ اْلاَرْضَ وَ لاَ يَــؤُدُهُ حِفْـظُــهُـمَا وَ هُـوَ الْــعَــلِيُّ الْـعَـظِــيمُ حـمۤ حـمۤ حـمۤ حـمۤ حـمۤ حـمۤ حـمۤ حُـمَّ اْلاَمـْـرُ وَ جـۤاءَ ٱلــنَّـصْــرُ فَعَلَــيْنَا لاَ يُنْصَــروُنَ حـمۤ تَـنْـزيلُ الْكِتَابِ مِنَ ٱللّهِ الْـعَـزيزِ الْـعَلِيـمِ غَافِرِ ٱلـذَّنـــْبِ وَ قَابِلِ ٱلـتَّــوْبِ شَـديدِ الْـعِـقَابِ ذى ٱلـطَّـــوْلِ لاۤ اِلـهَ اِلاَّ هُـوَ اِلَيْهِ الْـمَصِيـرُ يَـفْـعَـلُ ٱللَّهُ ماَ يَشـۤاءُ بِـقُدْرَتـِه وَيــَحْكُمُ مَا يُريدُ بِعِـزَّتِـه وَ لاَمـُنـَازِعَ لَهُ في جَــبَـرُوتـِه وَ لاَشَـرِيكَ لَهُ في مُلْــكِه سُبْحَانَ اللّهِ وَ بِحَمْدِه لاَ قُـــوَّةَ اِلاَّ با للّهِ مَا شـۤاءَ ٱللَّهُ كَانَ وَ مَا لَمْ يَـشَـأْ لَمْ يَكُنْ أَعْـلَــمُ اَنَّ ٱللّهَ عَـلىَ كُــلِّ شَىْءٍ قَــديرٌ وَ اَنَّ ٱللّهَ قَدْ اَحَاطَ بِكُـلِّ شَىْءٍ عِـلْـمًا اللَّهُمَّ لاَ تَـقْـتُـلْـنـَا بِغَضَبِكَ وَ لاَ تُـهْلِـكْنـَا بِمَثُــلاَتِـكَ وَ عَافِـنـَا قَــبْـلَ ذَالِـكَ سُــبْحَانَ الْمَــلِـكِ الْـقُــدُّوسِ سُــبْحَانَ ذى اْلمُــلْـكِ وَ الْمَــلَــكُوتِ سُــبْحَانَ ذى الْعِـزَّةِ وَ الْعَـظَـمَةِ وَ الْـــجـَـبَـرُوتِ سُــبْحَانَ الْمَـلِـكِ الْـحــَيِّ ٱلَّذي لاَ يَنـَامُ وَ لاَ يَـمُوتُ سُـــبُّوحٌ قُدُّوسٌ رَبـُّنـَا وَ رَبُّ اْلمَلــۤـئِكَةِ وَ ٱلرُّوحِ اللَّهُمَّ عَلِّمْنـَا مِنْ عِلْمِكَ وَ فَــهِّـمْـنـَا عَـنْـكَ وَ قَــلِّـدْنَا بِصَـمْـصَامِ نَـصْرِكَ اللَّهُمَّ اجْـعَـلْـنَا لَـكَ شَاكِـراً وَ لَـكَ ذَاكِـراً وَ لَـكَ رَاهِـباً وَ لَـكَ مِـطْــوَاعاً وَ لَـكَ مُـخْـبِتًا وَ اِلَـيْـكَ اَوَّاهًا مُنِيبًا اللَّهُمَّ تَـقَـبَّـلْ تَـوْبــَتَـنـَا وَ اَغْسِـلْ حَـوْبــَتَـنـَا وَ سَــدِّدْ مَـقَاوِلَنـَا وَ اسْـلُـلْ سَـخيِـمَـةَ صُــدُورِنـاَ وَ اَذْهِـبِ ٱلـدَّخَلَ وَ ٱلـذَّحَلَ وَ ٱلـرَّانَ وَ اْلاِحْـنَـةَ مِـنْ قُــلُوبِـنَا اللَّهُمَّ إِنــَّا نَـعُـوذُ بِـكَ مِـنْ جُـدَاعِ اْلفُـجۤاءَةِ وَ مِـنْ حَـرْقِ اْلمَـأْنــُوسَةِ وَ مِـنَ اْلاِلـــْحـَادِ وَ الْغِـرَّةِ وَ مِـنَ الْـجَـمِّ وَ الْـعَــنَـتِ وَ مِـنَ اْلأُمـُورِ الْمُـطَـمِّـرَاتِ اللَّهُمَّ اقْسِمْ لَنـَا مِـنْ خَشْـيَتـِكَ مَا تَـحُولُ بِـه بَـيْـنَــنـَا وَ بَـيْـنَ مَـعَاصِـيـكَ وَ مِـنْ طَاعَـتِكَ مَا تُدْخِـلُـنَا بِـه اِلَى حَـظِيرَةِ الْقُدُسِ وَ مِنَ الْيَــقِيـنِ مَا تُـهَـوِّنُ بِـه عَـلَـيْنـَا مُصِيبَاتِ ٱلـدُّنْـيَا وَ اْلاخِـرَةِ وَ احْشُـرْنــَا مَـعَ خَـيْـرِ اْلاَشـَاوِذِ وَ مَـتِّـعْـنَا بِاَسْـمَاعِـنَا وَ اَبــْصـَارِنـاَ وَ قُــوَّتَــِنَا مَا أَحْـيَـيْـتَـنَا وَ اجْـعَـلْهُ الْـوَارِثَ مِنـَّا وَ اجْعَلْ ثَـأْرَنَا عَلىَ مَنْ ظَــلَـمَـنَا وَ انْـصُرْنَا عَلىَ مَـنْ عَادَانَا وَ اغْـفِـرْ خَطَايـَانَا وَ اكْـشِـفْ رَزَايـَانَا وَ اشْفِ مَرْضَانَا وَ نَــوِّرْ جُـؤْشُوشَـنَا وَ اقْـضِ اَوْطَارَنَا وَ ارْحَــمْ ناَجِلَــيْـنَا وَ لاَتــَجـْـعَـلِ الْعَاجِلَـةَ اَكْــبَـرَ هَـمِّـنَا وَ لاَمَـبْـلَـغَ عِلْـمِـنَا وَ لاَتــَجـْـعَـلْ مُـصِـيبَـتَـنَا في ديـــنِـنَا وَ لاَتــُسَلِّــطْ عَلَــيْـنَا بِذُنـــُوبِنَا مَـنْ لاَ يَرْحَـمُـنَا وَ اَنْتَ اَرْحَــمُ ٱلـــرّحِمِيـنَ اللَّهُمَّ اِنــَّا نَسْأَلـــُكَ رَحْـمَةً مِنْ عِـنْـدِكَ تَــهْدي بِهَا رُوعَـنَا وَ تَــلُــمُّ بِـهَا شَــغَــثَـناَ وَ تَـجْمَـعُ بِـهَا شَــمْـلَـنَا وَ تَـشْـفِي بِـهَا مَرْضـَانَا وَ تُزَكّى بِـهَا اَعْمَالَـنَا وَتُــلْــهِـمُـنَابِـهَا رُشـْـدَناَ اللَّهُمَّ اِنــَّا نَسْأَلــُكَ بِـصَـمَـدَانِــيَّـتِـكَ وَ بِـوَحْـدَانِــيَّـتِـكَ وَ بِفَرْدَانِــيَّــتِـكَ وَ بِعِـزَّتـِكَ الْبَاهِرَةِ وَ بِـرَحْمَـتِـكَ الْوَاسِعَةِ اَنْ تَـجْعَلَ لَـنَا نُورًا في مَـسَامِعِنَا وَ نُورًا في اَعْـيُـنِـنَا وَ نُورًا في اَجْدَاثِـنَا وَ نُورًا في قُــلُوبِنَا وَ نُورًا في حَـوَّاسِنَا وَ نُورًا في نَسَـمِـنَا وَ نُورًا مِنْ بَيْنِ اَيــْدينَا اللَّهُمَّ زِدْناَ عِـلْـمًا وَ نُورًا وَ حِـلْــمًا وَ اتـنِـَا نِـعْـمَـةً ظَاهِـرَةً وَ نـِعْـمَـةً بَاطِــنَـةً حَـسْـبُـناَ ٱللَّهُ لِـديـنـِناَ حَـسْـبُنَا ٱللَّهُ لِدُنْـيَاناَ حَـسْبُنَا ٱللَّهُ الْكَرِيمُ لِمَا اَهَـمَّـنَا حَــسْـبُنَا ٱللَّهُ الْـحَلِيــمُ الْقَــوِيُّ لِـمـَنْ بَـغَى عَـلَــيْـنَا حَـسْـبُنـَا ٱللَّهُ ٱلـشَّــدِيدُ لِـمَـنْ كَـادَناَ بِسُــوءٍ حَـسْــبُـنَا ٱللَّهُ ٱلـرَّحِيمُ عِـنْدَ ٱلـسّۤـامِّ حَـسْــبُنَا ٱللَّهُ ٱلـرَّؤُفُ عِـنْدَ الْمَسْـأَلــَةِ في الْـجَـدَثِ حَـسْــبُـنَا ٱللَّهُ ٱلـْلَـطِيفُ عِـنْدَ الْمـِيـزَانِ حَـسْـبُـنَا ٱللَّهُ الْقَديِرُ عِـنْدَ ٱلـصِّرَاطِ{حَـسْبِىَ ٱللَّهُ لاۤ اِلـهَ اِلاَّ هُوَ عَلَـيْهِ تَوَكَّـلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْـعَــرْشِ الْـعَـظـيــمِ} [3مَرّاَتٍ] مَرْحَبـًا بِالْـمَسۤاءِ [بِالصَّـباَحِ] وَ بِالـــَّـيْـلِ الْـجَـديِدِ [وَبِالْيَــوْم الْجَـديدِ] وَ بِاْلإِبـَّانِ وَ الْـفَـيْـنَـةِ ٱلـسَّعِيدِ وَ بِالسَّـافِـرِ وَ ٱلـشَّـهِــيـدِ اُكْـتُبْ لَـنَا مَا نَـقُولُ بِسْــمِ ٱللّهِ الْحَـمِيدِ الْـمَجِيدِ ٱلـرَّفِيعِ الْـوَدُودِ الْمُحِيطِ الْـفَـعـَّالِ في خَـلْـقِه لِـمَا يُـرِيدُ وَ هُـوَ اَقْرَبُ اِلَـيـْهِ مِـنْ حَـبْـلِ الْـوَريدِ أَمْسَــيْـنَا [أَصْـبَحْنَا] بِاللّـهِ مُؤْمِنـًا وَبِــلِـقـۤائِــه مُصَدِّقاً وَ بِحُجَّـتِـه مُـعْـتَرِفًا وَلــِسِوَى ٱللّهِ تَعَالَى في اْلأُلـــُوهِيَّةِ جَاحِدًا وَ عَلىَ اللّـهِ مُتَــوَكِّـلاً نُـشْـهِدُ ٱللّـهَ وَ نُشْـهِدُ مَلــۤـئِكَــتَـهُ وَ اَنْبِــيۤائـَهُ وَ حَـمَـلَةَ عَــرْشِه بِـأَنــَّهُ هُـوَ ٱللَّهُ لاۤ اِلهَ الاَّ هُـوَ وَحْـدَهُ لاَ شَــريـكَ لَـهُ وَ أَنَّ سَــيِّدَنَا مُحَمَّدًا صَـلـَّى ٱللَّهُ تَعَالَى عَلَـيْهِ وَ عَلَى الــِه وَ صَحْبِه وَ سَلَّـمَ عَــبْدُهُ وَ رَسُولُهُ وَ أَنَّ الْـجَـنَّةَ حَــقٌّ وَ أَنَّ الْـنَّـارَ حَـقٌّ وَ أَنَّ الْـحَـوْضَ حَـقٌّ وَ أَنَّ ٱلـشَّـــفَـاعَـةَ حَـقٌّ وَ أَنَّ مُـنْكَرًا وَ نَــكِيـرًا حَـقٌّ وَ وَعْـدَكَ حَـقٌّ وَ أَنَّ ٱلـسَّـاعَـةَ اتِــيَـةٌ لاَ رَيــْبَ فِيهَا وَ أَنَّ ٱللّـهَ يَـبْعَـثُ مَـنْ في الْقُــبُورِ عَـلىَ ذَالِـكَ نَـحْيَى وَ عَلَـيْهِ نَـمُـوتُ وَ عَـلَــيْهِ نُـبْعَـثُ غَدًا وَ لاَ نَرَى عَذَابـًا إِنْ شۤاءَ ٱللَّهُ تَعَـالَى اللَّهُمَّ إِنَّــنَا ظَــلَمْـنَا اَنْفُسَنَا فَاغْـفِـرْلَـنَا اَوْزَارَنَا الْكَــبۤائِرَ وَٱللَّـمَـمَ فَإِنَّهُ لاَ يَغْــفِـرُهُمَا اِلاَّ اَنْـتَ وَ اهْـدِناَ لِأَحْسَــنِ اْلأَخْـلاَقِ فَإِنَّهُ لاَ يَــهْــدي لِأَحْسَـنِـهَا اِلاَّ اَنْـتَ لَـبَّـيْكَ وَ سَعْدَيــْكَ وَالْـخَـيْـرَ كُـلَّهُ بِـيَـدِكَ نَسْـتَـغْــفِـرُكَ وَ نَـتُوبُ إِلَــيْـكَ امَنـَّا اللَّهُمَّ بِـمَا أَرْسَـلْتَ مِـنْ رَسُـولٍ وَ امَنـَّا اللَّهُمَّ بِمَا انْـزَلْــتَ مِـنْ كِـتَابٍ اللَّهُمَّ ٱمْــَلأْ اَوْجُـهَـنَا مِنْكَ حَـيۤاءً {وَ قُلُوبَنَا مِنْكَ حُبُورًا} [3مَراَّتٍ] اللَّهُمَّ اجْعَلْـنَا لُـهْمُومًا وَ ظَلِـفًا وَ لاَ تَجْـعَـلْـنـَا ضَـنِينًا وَ عَـمِينًا وَ نَـمِيـمًا وَ نَـفَّاجًا وَ دَاحِسًا اللَّهُمَّ إِنَّا نَعُــوذُبِـكَ مِنَ الْـهَـبْرمَـةِ وَ الْجَـأْو ةِ وَ مِـنَ الْــعُـتُــوِّ وَ الْخَـطْـرَبـَـةِ وَ الْخَـيْـلُولَــةِ وَ الْــفَـيْـهَــجِ وَ ٱلـرَّتْــعِ وَ ٱلـرَّثَــعِ وَ الْـعُـتُـلِّ وَ ٱلـرَّمۤاءِ وَ الْــفِتْــنَـةِ ٱلدَّهْـمۤـاءِ وَ الْـمَـعِيشَــةِ ٱلضَّـنْكۤـاءِ اللَّهُمَّ اجْـعَلْ أَوَّلَ لَــيْــلِناَ [يَوْمـِنَا] هَذَا صَلاَحًا وَ اَوْسَطَهُ فَــلاَحًا وَ اخِـرَهُ نَجَاحًا اللَّهُمَّ اجْـعَـلْ أَوَّلــَهُ رَحْـمَـةً وَ اَوْسَطَـهُ زَهَادَةً وَ اخِـرَهُ تَــكْريـمَـةً اللَّهُمَّ ارْزُقـــْنـَا مِـنَ الْـعَيِشِ أَرْغَــدَهُ وَ مِـنَ الْــعُــمْرِ أَسْـعَـدَهُ وَ مِـنَ الـرِّزْقِ اَوْسَـطَـهُ اللَّهُمَّ اعْــفُ عَــنَّا بِعَـفْـوِكَ وَ ٱحْـلُــمْ عَلَــيْـنَا بِفَضْلِـكَ سُــبْحَانَـكَ ٱللَّهُمَّ وَ بِحَــمْدِكَ لاَ أُحْصى ثَـنـۤاءً عَلَـيْـكَ اَنْـتَ كَـــمَا أثْـنـَـيْتَ عَـلىَ نَـفْسِــكَ عَــزَّ جَارُكَ وَ جَـلَّ ثَـنـۤاءُكَ وَ لاَ يُــهْـزَمُ جُـنْـدُكَ وَ لاَ يُخْلَــفُ وَعْـدُكَ وَ لآ اِلـهَ غَـيْـرُكَ سُــبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِـبَادَتِكَ يَامَـعْــبُـودُسُــبْحَانَكَ مَا عَرَفْناَكَ حَقَّ مَعْرِفَـتِكَ يَا مَعْرُوفُ سُــبْحَانَكَ مَا ذَكَرْناَكَ حَقَّ ذِكْـــرِكَ يَا مَـذْكُـورُ سُــبْحَانَكَ مَا شَكَرْناَكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ اللَّهُمَّ أَوْزِعْـنَا شُكْرَ مَا أنْـعَـمْتَ بِه عَلَـيْنَا فَإِنَّكَ اَنْـتَ ٱللَّهُ ٱلَّذي ارْتَـفَعَتْ عَنْ صِفَةِ الْجِـبِلِّ صِفَاتُ قُدْرَتــِكَ وَ لاَ ضِـدٌّ شَـهِدَكَ حِـيـنَ فَـطَـرْتَ الْمَـأْرُوشَ وَ لاَ نِـدٌّ حَجَـزَكَ حِـينَ بَرَئْـتَ الْحُـبَاتِ اللَّهُمَّ إِناَّ نَعُـوذُ بِكَ مِـنْ جَحْمَةٍ لاَ تَـطْـمَـعُ وَ مِـنْ جَـنَانٍ لاَ يَـفْـزَعُ وَ مِـنْ قَـلْبٍ لاَ يَخْشَــعُ وَ مِنْ عَــوَادي الْــمَاعُــونِ اللَّهُمَّ فَــهِّــمْـنَا أَسْـرَارَكَ وَ اَلْبِسْــنَا مَـلاَبِسَ اَنْـوَارِكَ وَ أَغْـمِسْـنَا في رَامُوزِ الَّـطۤائِـفِ وَ أَفِـضْ عَلَــيْنَا مِنْ عَوَارِفِ الْمَعَارِفِ يَا نُورَ اْلأَنـــْوَارِ يَا لَـطيِفُ يَا سَــتَّارُ نَسْأَلـــُكَ أَنْ تُصَلِّيَ عَلىَ سَيِّدِنَا مُــحَمَّدٍ نِـبْـرَاسِ اْلأَنـــْبِـيآءِ وَ نَــيِّــرِ اْلأَوْلــِيــۤاءِ وَ زِبْرِقَـانِ اْلأَصْفِـيآءِ وَ يُوحِى ٱلـثَّــقَـلَــيْنِ وَ ضِيۤـاءِ الْـخَافِقَــيْنِ وَ أَنْ تَـرْفَـعَ وُجُـودَنَا اِلَى فَـلَـكِ الْعِـرْفَانِ وَ تُـثَــبِّتَ شُـهُودَنَا في مَــقَـامِ اْلإِحْسَانِ يَا اَللهُ يَا نُورُ يَا وَاسِــعُ يَا غَـفُورُ يَا مَنِ السَّـمۤاءُ بِأَمْـرِه مَـبْـنِــيَّةٌ وَ الْـغَـبْرۤاءُ بِقُـدْرَتِه مَدْحِـيَّةٌ وَ ٱلشَّـوَاهِـقُ بِحِكْـمَتِه مَرْسِيَّةٌ وَ الْـقَمَرَانِ بِفَضْــلِه مُضِيئَةٌ نَسْأَلُـكَ بِاسْمِكَ ٱلَّذي تَـرَقْــرَقَتْ مِنْــهُ الْخُــنَّــسُ وَ اْلأَزْهَـرَانِ وَ تَجَـلْجَـلَتْ مِنْـهُ الْـعَـنَانُ حِـرْزًا مَانِــعًا وَ نُـورًا سَادِعًا يَكَادُ سَــنَابَـرْقـِه يذْهَـبُ بِاْلأَبــْصَارِ يُقَــلِّبُ ٱللَّهُ ٱلَّــيْـلَ وَ ٱلـنَّــهَارَ إِنَّ في ذَلِـكَ لعِبـْرةً لاُؤلى اْلأَبـْصَـارِ طـسۤــــمۤ وَ نَعُـوذُ بِاللّـهِ الْـعَـظِيــمِ مِـنَ الْمَـعَازِفِ وَ الْعِـضَـةِ وَ الْـمَخْطُـورِ وَ الْـمَحْــظُـورِ وَالْـمُـمَاحَلَـةِ وَ الْغِــمَارِ وَ مِـنْ كَــــيْدِ الْفُــجَّارِ وَ مِـنْ حَـوَادِثِ الْعَــصْرَانِ وَ مِـنْ شَــرِّ اْلأَجِـرَّانِ يَا حَـفِيـظُ احْــفَظْـنَا يَا وَ لـِيُّ يَا وَالى يَا عَلِيُّ يَا عَالِي يَا مَنْ لاۤ اِلهَ اِلاَّ هُـوَ لاَيــَعْـلَمُ اَحَدٌ كَيْفَ هُوَ اِلاَّ هُوَ {يَا اَللهُ}[3]{يَاحَـيُّ يَا قَــيُّـومُ}[3] {يَا حَقُّ يَا وَاحِدُ يَا اَحَــدُ يَا صَـمَــدُ يَا وَهَّابُ يَا فَـتَّـاحُ يَا مُحْيى يَا مُمِيتُ يَا قَـهَّـارُ يَا سَــلاَمُ} [7] {سَلاَمٌ قَوْلاً مِنْ رَبّ رَحـيمٍ} [7] {فَسَـيَكْفِيكَـهُمُ اللَّهُ وَهُــوَ ٱلسَّـمِيعُ الْعَـليـمُ} [3] هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذى لاۤ اِلـهَ اِلاَّ هُوَ ٱلرَّحْمنُ ٱلرَّحِيمُ الْـمَلِكُ الْـقُدُّوسُ الـسَّـلاَمُ الْمُؤْمِنُ الْـمُهَيْمِنُ الْـعَـزيزُ الْـجَبَّارُ الْمُتَـكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَـوِّرُ الْـغَـفَّارُ الْـمُبْدِئُ الْـمُـعِــيـدُ الْــبَــرُّ الْمُحْصِي ٱلـرَّزَّاقُ الْــقَـادِرُ الْـقَابِضُ الْـبَاسِطُ الْخَافِضُ ٱلرَّافِــعُ الْـمُـعِــزُّ الْـمُـذِلُّ الْمُقِيتُ ٱلصَّادِقُ الْـبَاقِي ٱلرَّؤُفُ الـنَّافِـعُ ٱلـضـّۤــارُّ الْـمُـهْـلِكُ الْـمُقَــدِّمُ الْـمُؤَخِّرُ الْـعَـفُــوُّ الْـغَنِـيُّ الْـمُـغْـنى الْمُـنْـتــَقِـمُ ٱلــتَّــوَّابُ ٱلسَّــمِـيعُ الْـعَليِمُ الْـبَصِيرُ {حَسْبُناَ ٱللَّهُ وَ نِـعْمَ الْـوَكِـيلُ نِـعْـمَ الْـمَـوْلـى وَ نِـعْـمَ ٱلــنَّصِيرُ} [3] يَا دۤائِـمًا بِلاَ فَنـۤاءٍ وَ يَا قۤائِمًا بِلاَ زَوَالٍ وَ يَا مُدَبـِّرًا بِلاَ وَزِيـرٍ {سَهِّـلْ عَـلَـيْـنَا وَ عَلَى أَبـَويْـنـَا كُـلَّ عَسِيرٍ} [3] اللَّهُمَّ لاَ مَانِــعَ لِـمَا أَعْـطَـعْتَ وَ لاَ مُـعْطِىَ لِـمَا مَـنَـعْتَ وَ لاَ رۤادَّ لِـمَا قَضَيْـتَ وَ لاَ مُـبَدِّلَ لِـمَا حَــكَـمْــتَ وَ لاَ يَـنْـفَــعُ ذَا الْجَــدِّ مِـنْـكَ الْـجَــدُّ {سُــبْحَانَ رَبـِّيَ الْـعَلِيِّ الْـعَـظيِمِ الْحَسيِبِ الْحَكَمِ الْعَدْلِ ٱلرَّقِيبِ الْبَاذِخِ ٱلشَّامِـخِ الْمُجِـيبِ الْـغَـنِـيِّ ٱلرَّشِيدِ ٱلصَّــبُورِ الْجَـلِـيلِ الْـبَدِيـــعِ ٱلــنُّــورِ الْـمُقْسِطِ الْـجَامِــعِ الْـمُعْـطى الْـمَانِـــعِ} [بِنَفَسٍ وَاحِدٍ] لاۤ اِلـهَ اِلاَّ ٱللَّهُ الْـوَكـِيـلُ ٱلـشَّـهِيدُ لاۤ اِلهَ اِلاَّ ٱللَّهُ الْـمَـتِــينُ الْـمَجِيدُ لاۤ اِلهَ اِلاَّ ٱللَّهُ الْوَاحِدُ الْوَاجِـدُ الْـوَالِى لاۤ اِلـهَ اِلاَّ ٱللَّهُ الْمَاجِدُ الْمُـتَعَالِى اَعْـدَدْنَا لِكُــلِّ هَــوْلٍ لاۤ اِلهَ اِلاَّ ٱللَّهُ وَ لِكُـلِّ رَغْس ´´الْحَـمْدُ لِلَّهِ وَ لِكُـلِّ رَخۤاء´ ٱلـشُّـكْــرُ للهِ وَ لِكُـلِّ أُعْجُوبَةٍ سُــبْحَانَ ٱللّهِ وَ لِكُـلِّ لَـزَنٍ حَسْبِـىَ ٱللَّهُ وَ لـِـكُـلِّ إِثْــمٍ اَسْتَـغْــفِـرُ ٱللّـهَ وَ لـِكُـلِّ شَجْـوٍ مَا شۤاءَ ٱللَّهُ وَ لِـكُلِّ قَضۤاءٍ وَ قَدَرٍ تَوَكَّــلْـتُ عَلَى ٱللّهِ وَ لِـكُـلِّ طاَعَـةٍ وَ مَعْـصِيَـةٍ لاَ حَـوْلَ وَ لاَ قُــوَّةَ اِلاَّ بِاللّـهِ وَ لِكُـلِّ مُصِــيـبَـةٍ إِنَّا لِلَّهِ وَ لـِكُلِّ شَــجَبِ ´ ٱسْتَـعَـنْتُ بِاللّـهِ اللَّهُمَّ إِناَّ أَمْسَـيْنَا [أَصْبَحْناَ] نُـشْـهِـدُكَ وَ نُـشْــهِـدُ مَلـۤئِــكَــتَكَ وَ حَـمَــلَـةَ عَـرْشِــكَ وَ أنْـبِـيۤاءَكَ وَ جَمِـيعَ خَـلْـقِـكَ بِاَنـــَّكَ اَنْـتَ ٱللَّهُ ٱلَّذي لاۤ اِلهَ اِلاَّ اَنْتَ وَحْــدَكَ لاَ شَـريـكَ لَكَ وَ أَنَّ سَـــيِّـدَناَ مُحَمَّدًا صَلـَّى ٱللَّهُ تَعَالَى عَـلَـيْهِ وَ عَـلىَ الــِه وَ صَحْبِـه وَسَـلَّـمَ عَـبْدُكَ وَ رَسُــولُـكَ وَ لاَ حَــوْلَ وَ لاَ قُــوَّةَ اِلاَّ بِاللّـهِ اْلعَــلِيِّ الْــعَـظِـيـمِ يَا رَحْـمــنَ ٱلـدُّنْــيَا يَا رَحِـيـمَ اْلاخِـرَةِ وَ اعْـفُ عَـنَّا وَ اغْـفِـرْلَناَ وَ ارْحَـمْـنَا اَنْتَ مَـوْلـينَا وَ اَنْتَ خَــيْرُ ٱلرّحِـمِينَ بِسْــــمِ ٱللّهِ ٱلـشَّـافِي هُـوَ اللَّهُ بِسْــمِ ٱللّهِ الْــكَافِي هُـوَ ٱللَّهُ بِسْـــمِ ٱللّهِ الْـمُـعَافِي هُـوَ اللَّهُ {بِسْـمِ ٱللّهِ ٱلَّذي لاَ يَضُـرُّ مَــعَ ٱسْمِه شَيْءٌ فِي اْلأَرْضِ وَ لاَ فِي ٱلـسَّــمۤاءِ وَهُـوَ ٱلـسَّـمِيعُ الْـعَــلِـيـمِ}[3] {فَـٱللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ اَرْحَمُ ٱلرَّاحِمينَ} [7] وَ ٱللَّهُ مِنْ وَرۤائِــهـِمْ مُحِيــطٌ بَلْ هُـوَ قُــرْانٌ مَـجِــيدٌ في لَــوْحٍ مَحْـفُوظٍ حَافِــظُوا عَـلىَ ٱلـصَّـلَــوَاتِ وَ ٱلــصَّـلوةِ الْــوُسْـطى وَ قُومُوا للهِ قَانِــتـِينَ اِنْ كُـلُّ نَفْسٍ لَـمَّا عَلَـيْـهَا حَافِـظٌ نِـعْمَ الْـحَافِظُ ٱللَّهُ يَا حَفِيـظُ ٱحْفَظْنـَا ثُمَّ انْـزَلَ عَلَــيْكُمْ مِنْ بَـعْدِ الْـغَـمِّ اَمَـنَـةً نُعَاسًا يَـغْشى طۤائِـفَةً مِـنْكُمْ وَ طۤائِـفَةٌ قَدْ اَهَـمَّــتْــهُمْ انْفُـسُـــهُمْ يَـظُــنُّونَ بِـٱللّهِ غَـيْرَ الْحَـقِّ ظَـنَّ الْــجَاهِــلِـيَّةِ يَـقُولُـونَ هَـلْ لَــنَا مِـنْ اْلاَمْرِ مِـنْ شَىْءٍ قُـلْ اِنَّ اْلاَمْـرَ كُــلَّـهُ للهِ يُخْــفُـونَ في انْـفُسِـهِمْ مَا لاَ يـُبْـدُونَ لَـكَ يَـقُـولُـونَ لَـوْ كَـانَ لَـنَا مِـنَ اْلاَمْـرِ شَىْءٌ مَا قُـتِـلْــنَا هــهُـنَا قُلْ لَوْ كُـنْتُمْ في بُـيُوتِكُمْ لَــبَرَزَ ٱلَّذينَ كُــتِبَ عَلَـيْهِمُ الْـقَـتْـلُ اِلى مَضـَاجِـعِـهِمْ وَ لِيـَبـْتَـلِىَ ٱللَّهُ مَا في صُدُورِكُمْ وَ لِـيُمَحِّـصَ مَا في قُـلُوبِكُمْ وَ ٱللَّهُ عَلِيمٌ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ * ٱلَّـذينَ يَـقُـولُـونَ رَبـَّنَا اِنَّـناَ امَـنـَّا فَاغْـفِــرْ لَــناَ ذُنـــُوبَـنَا وَ قِنـَا عَذَابَ ٱلـنَّارِ اَلـصَّـابِريِـنَ وَ الـصَّـادِقينَ وَ الْـقَـانِـتِينَ وَ الْـمُـنْـفِـقِينَ وَ الْـمُسْتَــغْــفِـرِينَ بِاْلاَسْــحَارِ شَــهِدَ ٱللَّهُ انَّهُ لاۤ اِلهَ اِلاَّ هُوَ وَالْـمَلۤــئِــكَةُ وَ اُولُوا الْـعِلْـمِ قۤائِمًا بِالْقِـسْـطِ لاۤ اِلهَ اِلاَّ هُوَ الْعَـزيزُ الْحَكِيـمُ اِنَّ ٱلدِّينَ عِنْدَ اللّـهِ اْلاِسْلاَمُ * فَسُـبْحَانَ ٱللّهِ حِيـنَ تُـمْسُـونَ وَ حِيـنَ تُـصْبِحُونَ وَ لَهُ الْحَـمْـدُ في ٱلسَّـمـوَاتِ وَ اْلاَرْضِ وَ عَـشِـيًّا وَ حِـيـنَ تُـظْـهِـرُونَ يُخْـرِجُ الْحَـىَّ مِنَ الْمَــيِّـتِ وَ يُخْرِجُ الْـمَــيِّـتَ مِـنَ الْحَــىِّ وَ يُحْـيِى اْلاَرْضَ بَـعْـدَ مَـوْتِــهَا وَ كَـذلِـكَ تُخْـرَجُـونَ {يَا سَـمِـيـعُ يَا بَـصــِيرُ} [10] اِنّى تَوَكَّـــلْـتُ عَـلىَ ٱللّهِ رَبـّى وَ رَبــِّكُمْ مَا مِـنْ دۤابــَّةٍ اِلاَّ هُــوَ اخِــذٌ بِنَاصِيَـتِـهَا اِنَّ رَبــِّى عَلىَ صِـرَاطٍ مُسْتَــقِـيمٍ * وَ مَا لَـنَا اَلاَّ نَـتَـوَكَّـلَ عَلَى ٱللّهِ وَ قَدْ هَديـنَا سُـبُـلَـنَا وَ لَـنَصْبِرَنَّ عَلَى مَا اذَيـْـتُمُونَا وَ عَلىَ ٱللّهِ فَـلْـيَـتَـوَكَّلِ الْمُتَـوَكِّــلُـونَ * قُلْ لَنْ يُصِـيبَـنـَا اِلاَّ مَا كَتَبَ ٱللَّهُ لَـنَا هُوَ مَـوْلـَينَا وَ عَـلىَ ٱللّهِ فَـلْــيَـتَـوَكَّـلِ الْـمُـؤْمِنُونَ * وَ اِنْ يَمْسَـسْكَ ٱللَّهُ بِضُرٍّ فَلاَ كَاشِفَ لَهُ اِلاَّ هُـوَ وَ اِنْ يُـرِدْكَ بِـخَـيْـرٍ فَلاَ رۤادَّ لِـفَضْلِـه يُصِيبُ بِـه مَـنْ يَـشۤاءُ مِـنْ عِـبَادِه وَ هُـوَ الْـغَـفُورُ ٱلرَّحِيـمُ * وَ مَا مِنْ دۤابـَّةٍ في اْلاَرْضِ اِلاَّ عَلىَ ٱللّهِ رِزْقُــهَا وَ يَـعْـلَمُ مُسْـتَــقَــرَّهَا وَ مُسْـتَــوْدَعَـهَا كُــلٌّ في كِـتَابٍ مُـبِـينٍ * وَ كَأَيٍ مِنْ دۤابــَّةٍ لاَ تَحْمِلُ رِزْقَــهاَ ٱللَّهُ يَرْزُقـــُـهاَ وَ اِيــَّاكُمْ وَهُوَ ٱلسَّـمِيعُ الْعَـلِيمِ * مَا يَفْــتَحِ ٱللَّهُ لِلـنَّاسِ مِنْ رَحْمَةٍ فَـلاَ مُمْسِـكَ لَـهَا وَ مَا يُمْسِكْ فَلاَ مُرْسِلَ لَهُ مِنْ بَعْـدِه وَ هُوَ الْعَـزيزُ الْحَكِيمُ * وَ لَـئِنْ سَأَلـــْتَـهُمْ مَنْ خَلَقَ ٱلسَّــمـوَاتِ وَ اْلاَرْضَ لَـيَــقُولُـنَّ ٱللَّهُ قُلْ اَفَـرَأَيــْتُـمْ مَاتَدْعُـونَ مِنْ دُونِ ٱللّهِ اِنْ اَرَادَنِـىَ ٱللَّهُ بِضُـرٍّ هَـلْ هُنَّ كَاشِــفَاتُ ضُـرِّه اَوْ اَرَادَنـِى بِرَحْـمَةٍ هَـلْ هُـنَّ مُمْـسِكَاتُ رَحْمَـتِه قُلْ حَسْبِىَ اللَّهُ عَلَـيْهِ يَـتَــوَكَّلُ الْمُـتَــوَكِّـلُونَ * وَ مَا جَعَلَهُ اللَّهُ الاَّ بُشْــرى لَكُمْ وَ لِـتَطْمَـئِـنَّ قُـلُوبُـكُمْ بِه وَ مَا ٱلــنَّصْرُ اِلاَّ مِنْ عِنْدِ ٱللّهِ الْـعَزيـزِ الْـحَكِـيمِ{كۤـــهـيــعۤـصۤ حـمۤــعۤــسۤــقۤ} [3] إِكْــفِـنَا وَ ٱرْحَـمْـنَا هُـوَ ٱللَّهُ الْـقَادِرُ الْـقَاهِرُ ٱلـظَّاهِرُ الْبَاطِـنُ الْـفَاطِـرُ ٱلَّـطِيفُ الْخَبِيرُ قَــوْلُهُ الْحَـقُّ وَ لَهُ الْـمُــلْـكُ يَـوْمَ يُــنْـفَــخُ في ٱلـصُّورِ عَالِمُ الْـغَـيْبِ وَ ٱلشَّــهَادَةِ وَ هُـوَ الْحَكِيمُ الْــخَبِيـرُ {يَا حَــنـَّانُ يَا مَـنـَّانُ} [3] {يَا بَديــعَ ٱلـسَّـمـوَاتِ وَاْلأَرْضِ يَا حَــُّي يَا قَــيُّـومُ} [3] {يَا ذاَ الْــجَـلاَلِ وَ اْلإِكْــرَامِ} [7] نَسْأَلـــُكَ بِعِظَـمِ الَّاهُوتــِـيَّـةِ اَنْ تَــنْـقُـلَ طِـبَاعَـنَا مِـنْ طِــبَاعِ الْــبَـشَــرِيَّـةِ وَ أَنْ تَـرْفَــعَ مُـهَجَـنَا مَـعَ مَلــۤئــِكَــتِكَ الْـعُـلْوِيـَّةِ يَا مُـحَــوِّلَ الْحَـوْلِ وَ اْلأَحْـوَالِ حَـــوِّلْ حَالَــنَا اِلىَ أَحْـسَـنِ الْحَـالِ سُــبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَ بِحَمْدِكَ أَشْـهَـدُ أَنْ لاۤ اِلهَ اِلاَّ اَنْـتَ أَسْـتَـغْــفِرُكَ وَ أتُوبُ إِلَــيْكَ اللَّهُمَّ صَلِّ وَسَلِّـمْ عَلَى سَـــيِّدِنَا مُحَمَّد´ ٱلـسَّـابِـقِ اِلىَ اْلأَنـاَمِ نُــورُهُ رَحْـمَةٌ لِلْــعَالَمِينَ ظُــهُورُهُ عَـدَدَ مَـنْ مَضى مِـنَ الْــبَرِيَّـةِ وَ مَـنْ بَــقِيَ وَ مَـنْ سَـعِدَ مِنْــهُمْ وَ مَـنْ شَقِيَ صَلاَةً تَسْـتَــغْـرِقُ الْــعَـدَّ وَ تُحِيطُ بِالْحَدِّ صَـلاَةً لاَ غَايـَةَ لَــهَا وَ لاَ إِنْـتِــهۤاءَ لَـهَا وَ لاَ أَمَـدَ لَـهَا وَ لاَ انْـقِـضۤاءَ لَـهَا صَلاَتَـكَ ٱلَّتِى صَلَّـيْتَ بِـهَا عَلَـيْهِ صَــلاَةً دۤائِــمَـةً وَ عَـلىَ الِــه وَصَـحْــبِه وَعِتْرَتِـه مِـثْــلَ ذلِـكَ
سُــبْحَانَ رَبـِّكَ رَبِّ الْعِـــزَّةِ عَمَّا يَصِــفُونَ وَسَـلاَمٌ عَلىَ الْمُرْسَلِيـنَ وَ الْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْـعَـالَمـِيـنَ
رَبـَّناَ تَـقَــبّـَلْ مِنَّا اِنَّكَ اَنْتَ السَّــمِيـعُ الْـعَلِيـــمُ وَ تُــبْ عَـلَــيْـنَا اِنَّـكَ اَنْتَ الـتَّــوَّاَبُ الـرَّحِـيـمِ
اللَّهُمَّ أَعْطِنَا كُلَّ خَـيْرٍ وَأَعِذْناَ مِنْ كُلِّ شَـرٍّ [3] فَاتِحَـــــة شَرِيفَة {1} إخْلاَصِ شَرِيفَ {3} صَـلوَات شَرِيفَة {3}

Bismillahirrahmanirrahiym Allahümme entel melikül hayyül kayyumül mübin Ellezi la ilahe illa ente rabbi halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va’dike masteta’tü euzü bike min şerri ma sana’tü ebuü leke bi nı’metike aleyye ve ebuü bi zenbi fağfirli zünubi fe innehu la yağfiruz zünube illa ente Sübhanellahi vel hamdü lillahi ve la ilahe illellahü vallahü ekberu ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym Hüvel evvelü vel ahıru vez zahiru vel batınü ve hüve bi külli şey’in alim Yuhyi ve yümitü ve hüve hayyül la yemutü bi yedihil hayr Ve hüve ala külli şey’in kadir Sübhaneke ya azıymel müazzam Sübhaneke ya kayyumel mükerram Sübhaneke ya bais Sübhaneke ya varis Sübhaneke ya kadir Sübhaneke ya muktedir Sübhaneke ya alimes sirri vel hafiyyat Sübhaneke ya baıse men fil cedalete vel müsmekat Sübhaneke ya müsta’bede cemiy’ıl halaık Sübhaneke ya mukaddiral vahd ves savafık Sübhaneke ya men la tatraü aleyhil afat Sübhaneke ya mükevvinel ezmineti vel evkat Ala kadruke ve tealeyte amma yekulüz zalimune ulüvven kebira Sübhaneke ya mu’tikar rikab Sübhaneke ya müsebbibel esbab Sübhaneke ya hayyü ya kayyumüllezi la yemut Sübhaneke ya ilahi ve ilahen nasut Halaktena Rabbena bi yedike ve faddaltena ala kesirin min haklık Fe lekel hamdü ven na’ma Ve leket tavlü vel ala’ Tebarakte Rabbena ve tealeyte Nestağfiruke ve netubü
ileyke entel evvelü fe la şey’e kableke Ve entel ahıru fe la şey’e ba’deke Ve entez zahiru fe la şey’e yüşbihüke Ve entel batinü fe la şey’e yerak ve entel vahıdü bi la kesir Ve entel kadiru bi la vezir Ve entel müdebbiru bi la müşir Kulillahümme malikel mülki tü’til mülke men teşaü ve tenziul mülke mimmen teşaü ve tuızzü men teşaü ve tüzillü men teşaü bi yedikel hayr inneke ala külli şey’in kadir Tülicül leyle fin nehari ve tulicün nehara fil leyli ve tuhricül hayye minel meyyiti ve tuhricül meyyite minel hayy ve terzüku men teşaü bi ğayri hısab Sübhaneke ya menıhtecebe fil ula an cemiy’ıl vera Sübhaneke ya men teradda bil vekari vel kibriya’ Sübhaneke ya malike cemiy’ıl eşya’ Sübhaneke ya men teazzeze bil kudrati vel ula Sübhaneke ya men ya’lemü ma fid davahis seb’ı vel husna Ve ya men ya’lemü ma yeteleclecü fis suduri vel ahşa’ Ve ya men şerrafel aruda alel müdüni vel kura Sübhaneke ya men ya’lemü ma tahtel cebubi ves sera Sübhaneke ya men teala ve letufe an en yüra tebarakte Rabbena ve tealeyte la rabbe ğayruke ve la kahira sivake Allahümme entel mün’ımül müfdılül mükıylüş şekur Ve eşhedü enneke entellahüllezi la ilahe illa ente Ente rabbi ve rabbü külli şey’in fatırus semavati vel erdı alimül ğaybi veş şehadetil aliyyül kebirul müteal Ta Sin Mim Tasin Meracel bahrayni yeltekıyani beynehüma berzehun la yebğıyan Allahü la ilahe illa hüvel hayyul kayyumü la te’huzühu sinetün ve la nevmün lehu ma fis semavati ve ma fil erdı men zenzellezi yeşfeu ındehu illa bi iznihi ya’lemü ma beyne eydiyhim ve ma halfehüm ve la yühiytune bi şey’in min ılmihi illa bima şae vesia kürsiyyyühüs semavati vel erd ve la yeudühu hıfzuhüma ve hüvel aliyyül azıym Hamim hamim hamim hamim hamim hamim hamim Hummel emru ve caen nasru fe aleyna la yünsarun (3) Ha mim Tenzilül kitabi minellahil azizil alim Ğafiriz zenbi ve kabilit tevbi şedidil ıkabi zit tavli la ilahe illa hüve ileyhil masıyr Yef’alüllahü ma yeşaü bi kudratihi ve yahkümü ma yürıdü bi ızzetıh Ve la münazia lehu fi ceberutihi ve la şerike lehu fi mülkih Sübhanellahi ve bi hamdihi la kuvvete illa billah Ma şaellahü kane ve ma lem yeşe’lem yekün A’lemü ennellahe ala külli şey’in kadir Ve ennellahe kad ehata bi külli şey’in ılma Allahümme la taktülna bi ğadabike ve la tühliküna bi mesülatike ve afina kable zalik Sübhanellahil melikil kuddus Sübhanellahi zil mülki vel melekut Sübhane zil ızzeti vel azameti vel ceberut Sübhanel melikil hayyillezi la yenamü ve la yemutü sübbuhun kuddusün rabbüna ve rabbül melaiketi ver ruh Allahümme allimna min ılmike ve fehhimna anke ve kallidna bi samsami nasrik Allahümmec’alna leke şakiran ve leke zakiran ve leke rahiben ve leke mıtvaan ve leke muhbiten ve ileyke evvahen müniba Allahümme tekabbel tevbetena vağsil havbetena ve seddid mekavilena veslül sehıymete sudurina Ve ezhibid zahle ved dahle verrane vel ıhnete min kulubina Allahümme inna neuzü bike min cüdaıl füc’eti ve min harkıl me’nuseti ve minel ilhadi vel ğırrati ve minel cemi vel aneti ve minel ümuril mütammirat Allahümmeksim lena min haşyetike ma tehulü bihi beynena ve beyne measıyk Ve min taatike ma tüdhılüna ve tübelliğna bihi ila hazıyratil kuds Ve minel yekıyni ma tühevvinü bihi aleyna müsıybatid dünya vel ahırah Vahşürna mea hayril eşavid Ve metı’na bi esmaına ve ebsarina ve kuvvetina ma ahyeytena vecalhul varise minna vecal se’rana ala men zalemena vensurna ala men adana veğfir hatayana vekşif razeyana veşfi merdana (3) ve nevir cü’şena Vakdı evtarana verham nacileyna ve la tec’alil acilete ekbera hemmina ve la mebleğa ılmina ve la tec’al müsıybetena fi dinina ve la tusellıt aleyna bi zünubina men la yerhamüna ve ente erhamür rahımiyn Allahümme inna nes’elüke rahmeten min ındike tehdi biha ruana ve telümme biha şa’sena ve tecmeu biha şemlena Ve teşfi biha meridana ve tüzekki biha a’malena ve evkatina ve tülhimüna biha ruşdena Allahümme inna nes’elüke bi samedaniyyetike ve bi vahdaniyyetike ve bi ferdaniyyetike ve bi ızzetikel bahirati ve bi rahmetikel vasiati en tec’ale lena nuran fi mesamiına ve nuran fi
a’yünina ve nuran fi ecdasina ve nuran fi kulubina ve nuran fi havassina ve nuran fi nesemina ve nuran min beyni eydina Allahümme zidna ılmen ve nuran ve hılmen ve atina nı’meten zahiraten ve nı’meten batıneh Hasbünellahü li dinina hasbünellahü li dünyana hasbünellahül kerimü lima ehemmena Hasbünellahül halimül kaviyyü li men beğa aleyna Hasbünellahüş şedidü li men kadena bi su’ Hasbünellahür rahıym ındes sam Hasbünellahür raufü ındel mes’eleti fil cedes Hasbünellahül latiyfü ındel mizan Hasbünellahül kadiru indes sırat Hasbiyellahü la ilahe illa hüve aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azıym (7) Merhaben merhaben bis sabahı ve bil yevmil cedidi ve bil ibbani ve bil fitnetis seıydi ve bis safiri veş şehid Üktüb lena ma nekulü bismillahil hamidil mecidir raufir rafii el vedudil mühıytıl fa’ali fi halkıhi lima yürid Ve hüve akrabü ileyhi min hablil verid Asbahna billahi mü’minen ve bi likaihi müsaddikan ve bi huccetihi mu’terifen ve li sivellahi fil uluhiyeti cahıden ve alellahi mütevekkilen nüşhidüllahe ve nüşhidü melaiketehu ve enbiyaehu ve hamelete ve arşihi ve cemi halgih bi ennehu la ilahe illa hüve vahdehu la şerike lehu ve neşhedü enne muhammeden sallahu teala aleyhi vessellem abdühu ve rasulühu ve ennel cennete hakkun veennen nara hakkun ve ennel havda hakkun ve enneş şefaate hakkun ve enne münkeran ve nekiran hakkun ve va’deke hakkun ve ennes saate atiyetün la raybe fiha ve ennellahe yeb’asü men fil kubur Ala zalike nahya ve aleyhi nemutü ve aleyhi nüb’asü ğaden ve la nera azaben in şaellahü teala Allahümme innena zalemna enfüsena fağfirlena evzaranel kebaira vel lememi fe innehu la yağfiruhüma illa ente Vehdina li ahsenil ahlakı fe innehu la yehdi li ahseniha illa ente Lebbeyke ve sa’deyke vel hayru küllühu bi yedeyke nestağfiruke ve netubü ileyke Amenna Allahümme bima erselte min rasulin Ve amenna allahümme bima enzelte min kitabin Allahümmemle’ evcühena minke hayaen ve kulubena minke hubura Allahümmec’alna lühumen ve zalfen ve la tec’alna daninen ve aminen ve nemimen ve nefacen ve dahısa Allahümme inna neuuzü bike minel hebrameti vel caveti ve minel utüvvi vel hatratihi vel hayluleti vel feyheci ver raseı ver ratei vel atteli vel rimmai vel fitnetid dehmai vel meıyşetid danka’ Allahümmec’al evvele yevmina haza salaha Ve evsetahü felahan ve ahırahu necaha Allahümmec’al evvelehu rahmeten ve evsetahu zehadeten ve ahırahu tekrimeh Allahümmerzukna minel aıyşi erğadehü ve minel umri es’adehu ve miner rizkı evseahu veen feahu Allahümme’fü anna bi afvike vahlüm aleyna bi fadlik Sübhanekallahümme ve bi hamdike la uhsıy senaen aleyke ente kema esneyte ala nefsik Azze caruke ve celle senaüke ve la yühzemü cündüke ve la yuhlefü va’düke ve la ilahe ğayruk Sübhaneke ma abednake hakka ıbadetike ya ma’bud Sübhaneke ma arafnake hakka ma’rifetike ya ma’ruf Sübhaneke ma zekernake hakka zikrike ya mezkur Sübhaneke ma şekernake hakka zikrike ya mezkur Allahümme evzı’na şükra ma en’amte bihi aleyna fe inneke entellahüllezirtefa’te an sıfetil cibilli sıfatü kudratik Ve la dıddun vela ehadün şehideke hıyne fetartel me’ruşe ve la niddün haczüke hıyne bera’tel habat Allahümme inna neuzü bike min cahmetin la tedma’ ve min cenanin la yefza’ ve min kalbin la yahşa’ ve min avadil maun Allahümme fehhimna esrarake ve elbisna melabise envarike ve ağmisna fi ramuzil letaifi ve efıd aleyna min avarifil mearif Ya nural envari ya letıyfü ya settarü nes’elüke en tüsalliye ve tüsellime ala seyyidina muhammedin nibrasil enbiyai ve neyyiril evliyai ve zibrikanil asfiyai ve yuhıs sekaleyni ve dıyail hafikayni Ve en terfea vücudena ila felekil ırfan Ve tüsebbite şühudena fi mekamil ıhsan Ya Allahü ya Nuru ya Vasiu ya Ğafur Ya Menis Semaü bi emrihi mebniyyeh Vel ğabraü bi kudratihi medhıyyeh Veş şevahiku bi hıkmetihi mersiyyeh Vel kamerani bi fadlihi müdıy’eh Nes’elüke bi ismikellezi terakraket minhül hunnesü vel ezheran Ve tecelcelet minhül ananü hırzen manian ve nuran satıan yekadü senaberkıhi yezhebü bil ebsar Yükallibüllahül leyle ven nehara inne fi zalike le ibraten li ülil ebsar Ta sin mim Ve neuzü billahil azıymi minel mearifi vel ıdati vel mahzuri vel mümahaleti vel ğımar Ve min keydil füccari ve min havadisil asrani ve min şerril ecürran Ya hafizu ıhfazna (3) Ya Veliyyü ya Vali ya Aliyyü ya Ali ya men la ilahe illa hüve la ya’lemü ehadün keyfe hüve illa hüve ya Allahü (3) ya Hayyü ya Kayyum (3) ya Hakku ya Vahıdü ya Ehadü ya Samedü ya Vehhabü ya Fettahu ya Muhyi ya Mümitü ya Kahharu ya Selam (7) Selamün kavlen min rabbin rahıym. (7) Fe seyekfikehümüllahü ve hüves semiy’ul alim (3) Hüvellahüllezi la ilahe illa hüver rahmanür rahıym Elmelikül kuddusüs selamül mü’minül müheyminül azizül cebbarul mütekebbirul halikul bariül musavvirul ğaffarul mübdiül müiydül berrul muhsır razzakul kabidul basitul hafidur rafiul müizzül müzillül mükıytüs sadikul bakı erraufün nafiud darrul mühlikül mükaddimül müahhırul afüvvül ğaniyyül muğnil müntekımüt tevvabüs semiy’ul alimül besıyr Hasbünellahü ve nı’mel vekiyl Nı’mel Mevla ve nı’men nasıyr Ya daimen bi la fenain ve ya kaimen bi la zeval Ve ya müdebbiran bi la vezir Sehhil aleyna ve ala ebeveyna külle asir (3) Allahümme la mania lima a’tayte ve la mu’tıye lima mena’te ve la vela radde lima gadayte vela mübeddile lima hakemte Ve la yenfeu zel
ceddi minkel ceddü Sübhaneke rabbiyel aliyyil azıymil hasibil hakemil adlir rakıybil bazihış şamihıl mücibil ğaniyyir raşidis saburil celilil bediın nuril muksitıl camiıl mu’tıl mani’ (3) La ilahe illellahül vekilüş şehid La ilahe illallahül metinül mecid La ilahe illalahül vahidul vacid el vali La ilahe illellahül macidil müteali A’dedna nali külli hevlin la ilahe illellah Ve li külli rağsin elhamdü lillah Ve li külli rahainiş şükrü lillah Ve li külli u’cubetin sübhanellah Ve li külli leznin hasbiyellah Ve li külli ismin estağfirullah Ve li külli şecvin ma şaellah Ve li külli kadain ve kaderin tevekkeltü alellah Ve li külli taatin ve ma’sıyetin la havle ve la kuvvete illa billah Ve li külli musiybetin inna lillahi ve li külliş şecbin istaantü billah Allahümme inna asbahna nüşhidüke ve nüşhidü melaiketike ve hamelete arşike ve enbiyaike ve cemiy’ı halkıke bi enneke entellahüllezi la ilahe illa ente vahdeke la şerike leke ve enne muhammeden sallellahü aleyhi ve selleme abdüke ve rasulüke ve la havle ve la kuvvete illa billahil aliyyil azıym (7) Ya rahmaned dünya ve ya rahıymel ahırah Fa’fü anna vağfir lena verhamna ente Mevlana ve ente hayrur rahımiyn Bismillahiş şafi fi hüvellah Bismillahi kafi hüvellah Bismillahil müafi hüvellah Bissmillahillezi la yedurru measmihi şey’ün fil erdı ve la fis semai ve hüves semiy’ul alim (3) Fallahü hayrun hafizan ve hüve erhamür rahımiyn (7) Vallahü min veraihim mühıytun bel hüve kur’anün mecidün fi levhin mahfuz Hafizu ales salevati ves salatil vüsta ve kumu lillahi kanitin İn küllü nefsin lemma aleyna hafız Nı’mel hafizu Allahu Ya hafıyzu ıhfazna (3) sümme enzele aleyküm min ba’dil ğammi emeneten nüasen yağşa taifeten minküm ve taifetün kad ehemmethüm enfüsühüm yezunnune billahil ğayral hakkı zannel cahiliyyeti yekulune hel lena minel emri min şey’in kul innel emra küllehu lillahi yuhfune fi enfüsihim ma la yübdune leke yekulune lev kane lena minel emri şey’ün ma kutilna hahüna kul lev küntüm fi büyutiküm le berazelleziyne kütibe aleyhimül katlü ila medaciıhim ve li yebteliyellahü ma fi suduriküm ve li yumahhısa ma fi kulubiküm vallahü alimün bi zatis sudur Ellezine yekulune Rabbena innena amenna fağfir lena zünubena ve kına azaben nar Essabirine ves sadikıyne vel kanitine vel münfikıyne vel müstağfirine bil eshar Şehidellahü ennehu la ilahe illa hüve vel melaiketü ve ulül ılmi kaimem bil kıstı la ilahe illa hüvel azizül hakim İnned dine indellahil İslam Fe sübhanellahi hıyne tümsune ve hıyne tusbihun Ve lehül hamdü fis semavati vel erdı ve aşiyyen ve hıyne tuzhirun Yuhricül hayye minel meyyiti ve yuhricül meyyite minel hayyi ve yuhyil erda ba’de mevtiha ve kezalike tuhracun İnni tevekkeltü alellahi rabbi ve rabbiküm ma min dabbetin illa hüve ahızun binasıyetiha inne rabbi ala sıratın müstekıym Ve ma lena ella netevekkele alellahi ve kad hedana sübülena ve le nasbiranne ala ma azeytümuna ve alellahi fel yetevekkelil mütevekkilun Kul len yüsıybena illa ma ketebellahü lena hüve Mevlana ve alellahi fel yetefekkelil mü’minun ve in yemseskellahu bi durrin fela kaşife lehu illahu veve in yuridke bihayrin fela radde li fadlihi yusibu bihi men yeşau min ibadihi vehuvel ğafururr rahim Ve ma min dabbetin fil erdı illa alellahi rizkuha ve ya’lemü müstekarraha ve müstevdeaha küllün fi kitabin mübin Ve keeyyin min dabbetin la tahmilu rizkaha allahü yerzükuha ve iyyaküm ve hüves semiy’ul alim Ma yeftehıllahü lin nasi min rahmetin fe la mümsike leha ve ma yümsik fe la mürsile lehu min ba’dihi ve hüvel azizül hakiym Ve lein seeltehüm men halekas semavati vel erda le yekulünnellahü kul eferaeytüm ma ted’une min
dunillahi in eradeniyellahü bi durrin hel hünne kaşifatü durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetihi kul hasbiyellahü aleyhi yetevekkelül mütevekkilun Ve ma cealehüllahü illa büşra leküm ve li tatmeinne kulubüküm bihi ve men nasru illa min ındillahil azizil hakim Kef ha ya ayn sad ha mim ayn sin kaf (3) İkfina verhamna hüvellahül kadirul kahiruz zahirul batınül fatırul latıyfül habiru kavlühül mülkü yevme yünfehu fis suri alimül ğaybi veş şehadeti ve hüvel hakimül habir Ya Hannan (3) ya Mennan (3) ya Bediy’as semavati vel erdı ya Hayyü ya Kayyum (3) ya Zel Celali vel İkram (7) Es’elüke bi ızametil lahutiyyeti en tenkule tıbaana min tıbaıl beşeriyyeh Ve en terfea mühecena mea melaiketikel ulviyyeh Ya muhavvilel havli vel ahvali havvil halena ila ahsenil hal (3) Sübhanekellahümme ve bi hamdik Eşhedü en la ilahe illa ente vehdeke la şerikelek Estağfiruke ve etubu ileyke Allahümme salli sellim v barike ala seyyidina Muhammedinis sabikıl ilel enami nurühu rahmetün lil alemine zuhuruh Adede men meda minel beriyyeti ve men bekıye ve men seıde minhüm ve men şekıye salaten testağrikul adde ve tühıytu bil hadd Salaten la ğayete leha velen tiha’ e leha Ve la emedde leha vela inkıdae leha Salatekelleti salleyte biha Salaten daimeten bi ve ala alihi ve sahbihi ve ıtratihi misle zalik Sübhaneke rabbike rabbil ızzeti amma yesıfune ve selamün alel mürselin Vel hamdü lillahi rabbil alemiyn Rabbena takabbelna minna inneke entessemiul alim ve tub aleyna inneke entettevvaburrahim allahumme e’idina külle hayrin ve e’iz na min kulli şerrin.(3) Fatiha-i Şerife (1) İhlası Şerife (3 ) Salavatı Şerife 3

Evradın Türkçesi
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla

1. Allah’ım! Sen bütün varlıkların gerçek maliki ve onlarda görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibi olan Melik’sin; varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zâtî, ezelî ve ebedî olan Hay’sın; varlığınla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan; fakat Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyûm’sun; Kâinattaki bütün varlıkların dayandıkları tek gerçek Senin isim ve sıfatlarının tecellileridir ve Sen, zâtın gerçek olduğu gibi, şuûnat, sıfât, isim ve fiilleri de gerçek olan Hak’sın; peygamber ve kitaplar göndererek Kendini tanıttıran ve razı olacağın şeyleri insanlara, cinlere ve dilediğin varlıklara bildiren Mübîn’sin.
2. Öyle ki, Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Sen benim Rabbimsin, zira beni Sen yarattın. Ben ise Senin kulunum. Sana verdiğim söze ve vaadime gücüm yettiği kadar bağlıyım. Yaptığım kötülüklerin şerrinden Sana sığınırım. Üzerimdeki nîmetin olan iyilik ve sevaplarımla huzuruna geliyor ve günahlarımla birlikte Sana dönüyorum. Günahlarımı affet, çünkü günahları bağışlayan başka kimse yok, ancak Sen varsın,
8. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey kullarına peygamberler gönderen ve bütün ölüleri haşirde tek bir emirle diriltip huzurunda toplayan Bâis!
9. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey kâinatta her şeyin bir sonu olduğu halde Kendisi bâkî olan ve bütün mülk ve servetin ezelî ve ebedî sahibi olan Vâris!
10. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden
ve ortaktan münezzehsin, ey gücü her şeye yeten ve hiçbir şey Kendisine ağır gelmeyen Kàdir!
11. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey kâinattaki her şeyi sonsuz kudretine boyun eğdiren Muktedir!
12. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey bütün sırları ve gizlilikleri bilen Âlim!
13. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey yer ve göktekileri dirilten Bâis!
14. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey Kendisine bütün yaratıkların ibadet ettiği Ma’bud!
15. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey İlahî aşk ve cezbeyi takdir eden Mukaddir!
16. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey Kendisine âfetler bulaşmayan!
17. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey zamanları ve vakitleri meydana getiren! Kadrin yücedir. Zâlim ve müşriklerin söyledikleri şeylerden son derece uzak, yüce ve büyüksün!
18. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey köle ve esirleri azât eden!
19. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey sebepleri yaratan, sebep ve sonuca birlikte hükmeden!
20. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey Kendine asla ölüm ârız olmayan Hay ve Kayyûm! Zira Sen varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zâtî, ezelî ve ebedî olan Hay’sın; ve varlığınla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan ve onlara bekà veren; fakat Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyûm’sun.

21. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey benim ve bütün insanların İlâhı!
22. Bizi bizzat Sen yarattın ve bizi, yarattığın varlıkların pek çoğundan üstün kıldın. Hamd ve nimet ancak Sana aittir!
23. Bolluk, genişlik, kudret ve yücelik ancak Sana mahsustur ve bütün nimetler de Sana aittir.
24. Sen sonsuz bereket ve hayırların sahibisin ey Rabbimiz, şanın pek yücedir! Senden af diliyor ve Sana tevbe ediyoruz.
25. Allah’ım! Sen Evvel’sin; Senden önce hiçbir şey yoktu.
26. Sen Âhir’sin; Senden sonra hiçbir şey yoktur.
27. Sen Zâhir’sin, her varlığı dışından kuşatırsın; Sana hiçbir şey benzemez.
28. Sen Bâtın’sın, her varlığın içine hükmedersin; Seni gören hiçbir şey yoktur.
29. Sen çok değilsin, birsin ve teksin.
30. Sen yardımcıya ihtiyacı olmayan sonsuz kudret sahibisin.
31. Sen yol göstereni olmadan bütün varlıkların idâre ve tedbirini görensin.
32. “De ki: Ey mülkün hakikî sahibi olan, âlemlerde dilediği gibi tasarruf eden Allah’ım! Sen mülkü dilediğine verir, dilediğinden de mülkü çekip alırsın. Sen dilediğini aziz eder, yükseltir, dilediğini de zelil kılar, alçaltırsın. Bütün hayır ve iyilik yalnız Senin kudretindedir. Sen her şeye kàdirsin.”
33. “Geceyi gündüze, gündüzü de geceye sokar değiştirirsin. Ölüden diriyi, diriden de ölüyü çıkarırsın. Dilediğini de hesapsız şekilde rızıklandırırsın.” (Âl-i İmran: 26-27)
34. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey bu dünyada bütün varlıklardan perdelenmiş olan!
35. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey vakar ve büyüklük perdesine bürünen!
36. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey her şeyin gerçek sahibi.
37. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey sonsuz kudret sahibi ve yüceler yücesi olduğundan pek büyük izzeti olan.
38. Ve ey göklerin yedi katında ve Cennette olanları bilen!
39. Ve ey kalplerden geçen tereddüt ve terennümleri ve içten geçenleri bilen!
40. Ve ey Mekke ve Medine’yi diğer şehir ve beldelerden üstün kılan!
41. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey yerin üstünde ve altında olanları bilen!
42. Sen bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehsin, ey bu dünya gözüyle görünmekten yüce ve lâtif olan!
43. Sen sonsuz bereket ve hayırların sahibisin ey Rabbimiz, şanın pek yücedir! Senden başka Rab ve Senin dışında hüküm ve kuvveti sonsuz bir hükmedici yoktur.
44. Allah’m! Sen nimetlerin asıl sahibi olan ve varlıklara çeşitli vesilelerle nimetler ihsan eden Mün’im; her bir varlığı
en güzel sûrette yaratıp ihsanlarınla onlara üstünlükler kazandıran Müfaddıl, ayağı sürçenlerin elinden tutup hatalarını bağışlayan Mukîl ve kullarının şükürlerine daha güzeliyle karşılık veren Şekûr’sun!
45. Şahitlik ederim ki, hiç şüphesiz Sen, bütün kemal sıfatların sahibi, noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh olan Allah’sın. Ki, Senden başka ilâh yoktur. Sen hem benim, hem her şeyin Rabbisin. Gökleri ve yeri yoktan var eden, gizliyi ve açık olanı bilensin. Yücesin, büyüksün ve üstünsün.
46. Tâ hâ, Tâ sîn mîm, Tâ sîn, Yâ sîn, Hâ mîm, Ayn sîn kàf. “O iki denizi salıverdi ki, o denizler birbirleriyle karşılaşırlar. Aralarında ise bir engel vardır; birbirine karışmazlar.” (Rahmân: 19-20)
47. “Allah Teâlâ ki, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O Hay’dır; ezelî ve ebedî hayat sahibidir. O Kayyûm’dur; varlığı için hiçbir sebebe ihtiyacı olmadığı gibi, bütün eşyâ Onun yaratmasıyla, tedbir ve idaresiyle devam eder ve vücutta kalır, bekà bulur. Onu ne uyuklama tutar, ne de uyku, gafletin hiçbir çeşidi hiçbir zaman Ona ârız olamaz. Göklerde ne var, yerde ne varsa Onundur. Onun katında, Onun izni olmaksızın kim şefaat edebilir? O bütün yaratıkların geçmiş ve gelecekteki bütün hallerini bilir. Onun yarattığı varlıklar ise, Onun dilediği kadarından başka, İlahî ilminden hiçbir şeyi kavrayamazlar. Onun hâkimiyet ve saltanatı gökleri ve yeri kuşatmıştır. Gökleri ve yeri tasarrufu altında tutmak Onun kudretine ağır gelmez. En yüce ve en büyük olan da ancak Odur.” (Bakara: 255
48. Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm, Hâ mîm. İş bitti, İlâhî yardım geldi, dalâlet ehline böyle bir yardım ulaşmaz ve bize galip gelemezler.
49. “Hâ mîm. Bu Kitap, kudreti her şeye galip olan, ilmi her şeyi kuşatan, günahları bağışlayan, tevbeleri kabul eden, azâbı şiddetli ve lütfu bol olan Allah tarafından indirilmiştir. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Dönüş ancak Onadır.” (Mü’min: 1-3).
50. Allah, kudretiyle dilediğini yapar, izzetiyle dilediği şeye hükmeder.
51. Küçük büyük bütün varlıkların kudretine boyun eğdiği mutlak hâkimiyeti karşısında, Onunla mücâdele edebilecek hiçbir varlık yoktur. Mülkünde Onun hiçbir ortağı da yoktur.
52. Allah’ı her türlü noksan ve çirkin sıfattan tenzih eder ve Ona hamd ederiz. Bütün istek ve arzularımıza kavuşturacak kuvvet, ancak Allah’ın sonsuz kudretidir. Allah’ın dilediği şey olur, dilemediği şey ise olmaz.
53. Biliyorum ki, muhakkak Allah her şeye kàdirdir.
54. Hiç şüphesiz Allah ilmiyle her şeyi mutlak sûrette kuşatmıştır; her şeyin sayısını ve ölçüsünü tek tek bilir.
55. Allah’ım, bizi gazabınla öldürme, ibret verici azâbınla helâk etme. Bundan önce bizi affet, ey merhametlilerin en merhametlisi.
56. Bütün varlıkların gerçek maliki ve onlarda görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibi olan; hiçbir şekilde hiçbir noksanı olmayan, kâinatta görünen bütün kusurlar asla kendinde bulunmayan, sapıtmışların söyledikleri batıl düşüncelerden sonsuz derece yüce olan, kâinatı dâima temiz tutarak güzelleştiren ve her bir varlık tesbihatıyla kudsî isimlerini her tarafta ilân eden Allah her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır.
57. Mülk ve melekûtün sahibi her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır.
58. İzzet, azamet, heybet, kudret, büyüklük, haşmet, güzellik, mükemmellik, sonsuzluk, saltanat ve hâkimiyet sahibi olan Allah her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır.
59. Bütün varlıkların gerçek maliki ve onlarda görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibi olan Melik; varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zâtî, ezelî ve ebedî olan Hay, her türlü noksan ve çirkinlikten münezzeh ve uzaktır. Ki O uyumaz, ölmez, ebedî, bâkî ve sonsuzdur. Ve O bütün varlıkların Kendisini tesbih ettiği Subbûh; hiçbir şekilde hiçbir noksanı olmayan, kâinatta görünen bütün kusurlar asla Kendinde bulunmayan, sapıtmışların yakıştırdıkları batıl düşüncelerden sonsuz derece yüce olan, kâinatı dâima temiz tutarak güzelleştiren ve her bir varlık tesbihleriyle kudsî isimlerini her tarafta ilân eden Kuddûs’dür. O benim Rabbim ve meleklerin ve ruh’un (Cebrâîl’in) Rabbidir.
60. Allah’ım ilminden bize ilim öğret, Seni hakkıyla tanıyacak anlayış ver, yardımını üzerimize zırh yap.
61. Allah’ım, bizi Sana şükreden, Seni zikreden, Sana sığınan, Sana itaat eden, Sana boyun eğen, Sana kusurunu itiraf edip yalvaran ve Sana tevbe eden kimseler eyle.
62. Allah’ım tevbemizi kabul eyle, ruhumuzu temizle, verdiğimiz sözleri ifa etmeyi nasip eyle, içimizdeki kinleri yok et ve kalplerimizden intikam, kin ve düşmanlığı gider.
63. Allah’ım, ansızın ortaya çıkan kıtlıktan ve bilinen yangınlardan… din düşmanlığından, gafletten, rahata düşkünlükten, hakkı kabul etmemekten ve helâk eden gizli felâketlerden Sana sığınırız.
64. Allah’ım, bize, günahlardan bizi çekip çıkaracak korkunu, Cennetine koyacak ve oraya ulaştıracak itaat ve ibâdetini, dünya ve âhiret musibet-lerini hafifletecek güçlü îmânı nasip eyle.
65. Bizi en hayırlı kullarınla birlikte haşret. Kulaklarımız, gözlerimiz ve kuvvetimizle maneviyatımızı güçlendirecek hayırlar kazanmayı nasip et. Bu kazancımızı da ebedî ve kalıcı kıl. Bize zulmedenlerden intikamımızı al. Bize düşmanlık edenlere karşı bize yardım et. Hatalarımızı affet. Belâları başımızdan def et. Hastalarımıza şifâ ver. Gönüllerimizi nurlandır. İhtiyaçlarımızı gider. Ailemizden büyüklerimize ve küçüklerimize merhamet et. Allah’ım, bu geçici dünyayı en büyük kaygımız ve ilmimizin de son hedefi kılma. Bize dinî ve dünyevî musibetler verme. Günahlarımız sebebiyle, bize merhamet etmeyecekleri başımıza musallat etme. Bize rızık ver. Çünkü Sen merhamet edenlerin en merhametlisisin.
66. Allah’ım biz Senden, öyle bir rahmet diliyoruz ki, onunla korku ve şaşkınlığımızı hayra yönelt, dağınık hâlimizi ve işlerimizi düzene koy, hastalarımıza şifâ ver, işlerimizi ve vakitlerimizi ha-yırlı ve bereketli kıl ve mükemmelliğe giden yolu bize ilham et.
67. Allah’ım, kâinatı kaplayan Samedâniyetinle bütün varlıklar her hâliyle Sana muhtaç olmuşlar ve Sen ise hiçbir şeye muhtaç değilsin. Her şeyi kuşatan Vahdâniyetinle kâinat bir hane gibi idare ediliyor ve her şey Senin birliğine delâlet ediyor. Her yerde tecelli eden Ferdâniyetin bir ortağın bulunmasını reddediyor ve Senin tek bir ferd olduğunu gösteriyor. Apaçık izzetin ise isyan,
günah ve kusurları istemiyor. Geniş rahmetinle bütün varlıklar saadet içinde gelişip serpiliyorlar. Allah’ım Samedâniyetin, Vahdâniyetin, Ferdâniyetin, apaçık İzzetin ve geniş Rahmetin hürmetine kulaklarımıza nur, gözlerimize nur, kabirlerimize nur, kalplerimize nur, duygularımıza nur, ruhlarımıza nur ve önümüze nur vermeni diliyoruz.
68. Allah’ım, ilmimizi, nûrumuzu ve hilmimizi artır. Bize açık ve gizli nîmetler ver.
69. Dinimiz için Allah bize yeter.
70. Dünyamız için Allah bize yeter.
71. Kaygılandığımız şeylere karşı, bütün canlıları çeşitli duy-gularla donatıp sayısız rahmet meyvelerini ve nimetlerini önlerine seren ve iyiliği bol Kerîm Allah bize yeter.
72. Bize zulmedenleri hemen cezalandırmayıp, cezalarını sonraya bırakan ve kuvveti bütün kâinatı kaplayan, bütün varlıkları zapt ederek hükmü altına alan Halîm ve Kavî Allah bize yeter.
73. Bize kötü tuzak kuranlara karşı azabı şiddetli olan Allah bize yeter.
74. Ölüm ânında, rahmeti her şeyi kuşatan ve imanlı kullarına çok özel ihsan ve şefkatte bulunan Rahîm Allah bize yeter.
75. Kabirdeki sorgu ânında, sonsuz şefkatini gösterip ihsanda bulunan Raûf Allah bize yeter.
76. Kıyâmetteki hesap ânında sonsuz cömertliğini sergileyip ikramda bulunan Kerîm Allah bize yeter.
77. Haşirde amellerin tartıldığı zaman kullarına sonsuz lütuflarda bulunan Lâtif Allah bize yeter.
78. Cennet ve Cehennemdeki, her şeyi hikmetle yaratan, nizam ve intizamla donatan Hakîm Allah bize yeter.
79. Sırat Köprüsünden geçerken, kullarına sonsuz kudretiyle yardım eden Kadîr Allah bize yeter.
80. “Kemal sıfatların sahibi ve noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh olan Allah bana yeter. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Ona tevekkül edip güvendim. O Arş-ı Azamın sahibidir.” (Tevbe:129)
81. Hoş geldin, sefa geldin ey sabah ve ey yeni gün! Merha-ba ey mutlu gün! Ve merhaba ey kâtip ve şahit melek! Şu söy-lediklerimizi bizim için yaz:
82. Ezelden ebede kadar varlıkların halleriyle ve dilleriyle yaptıkları sonsuz hamdler, şükürler ve övgüler yalnız Kendisine ait olan Hamîd; her şeyin üstünde sonsuz derece bir şeref sahibi ve sonsuz takdis ve övgülere lâyık olan Mecîd; dilediğini dilediği şekilde yükselten, yücelten ve herkese lâyık olduğu rütbeyi ve mertebeyi veren Refî’; yarattığı varlıkları çok seven ve onlara da Kendisini her vesileyle sevdiren Vedûd; bütün sıfat, isim ve fiilleriyle her şeyi kuşatan Muhît; mahlûkatı hakkında dilediğini yapan Fa’âl Allah’ın adıyla.
83. O kuluna şah damarından daha yakındır.
84. Allah’a îman etmiş, Ona kavuşmaya inanmış ve delillerini kabul etmiş, Allah’ın ulûhiyeti dışında başka ilâhları inkâr etmiş ve Allah’a tevekkül etmiş olarak sabahladık.
85. Allah’ı, meleklerini, kitaplarını, peygamberlerini, Arşını taşıyan meleklerini şâhid tutuyoruz ki: O bütün mükemmel sıfatlara sahip ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. Kendisinden başka hiçbir ilâh yoktur, O tektir. Onun ortağı yoktur. Ve yine şahadet ediyoruz ki: Muhammed (a.s.m.) Onun kulu ve Resulüdür. Cennet haktır. Cehennem haktır. Kevser Havuzu haktır. Şefaat haktır. Kabirde sorguya çeken Münker ve Nekir melekleri haktır. Allah’ın verdiği söz haktır. Muhakkak Kıyamet Günü gelecektir ve bunda hiçbir şüphe yoktur. Allah, kabirde yatanları da diriltecektir. İşte biz bu inançla yaşıyor, bu inançla öleceğiz, bu inançla yarın diriltileceğiz ve azap da görmeyeceğiz, inşaallahu teâlâ.
86. Allah’ım, hiç şüphesiz biz nefsimize zulmettik. Sen bizim büyük, küçük bütün günahlarımızı bağışla. Çünkü onları Senden başkası bağışlayamaz. Bizi ahlâkın en güzeline ulaştır, çünkü Senden başka ahlâkın en güzeline ulaştıracak kimse yoktur.
87. Emret Allah’ım, seve seve emrini yerine getirmeye hazırız. Her türlü hayır Senin elindedir. Senden af diliyor ve Sana tevbe ediyoruz. Îman ettik Allah’ım, gönderdiğin her peygambere… Îman ettik Allah’ım, indirdiğin her kitaba… Ve bunları tasdik ettik.
88. Allah’ım, katından gelecek hayâ ile yüzlerimizi, katından gelecek huzur ve saadetle kalplerimizi doldur.
89. Allah’ım, bizi cömert, eliaçık ve minnetsiz verenlerden eyle. Kendini geliştirmeyen, lâf taşıyan, kendini beğenen ve bozgunculuk yapan insanlardan eyleme.
90. Allah’ım, oburluktan, kıtlıktan, haddini aşmaktan, geçimsiz olmaktan, kötü zandan, sarhoş edici içkilerden, bolluk içinde gaflete düşmekten, kötülük yapmaktan, verilen habere zan ile yaklaşmaktan, karanlık fitneden ve geçim darlığından Sana sığınırız.
91. Allah’ım, bugünümüzün başını iyilik, ortasını kurtuluş, sonunu ise başarı eyle! Onu bizim için saâdet, şehâdet, tevbe, bağışlanma ve îman ile sona erdir.
92. Allah’ım, bugünümüzün başlangıcını rahmet, ortasını
fânî şeylerden uzaklık, sonunu da maddî ve manevî ziyafet eyle.
93. Allah’ım, bize hayatın en genişini, ömrün en mutlusunu, rızkın da en bolunu ihsan et!
94. Allah’ım, affınla bizi bağışla, bize fazl u kereminle muâmele et, günahlarımızdan dolayı bizi hemen cezalandırma. Sana hamd ediyor ve Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ediyorum. Ben Seni lâyıkıyla övmekten acizim; Sen, Zâtını medih ve senâ ettiğin gibisin. Şânın yücedir, Kendini övmen ne muhteşemdir. Senin askerin asla mağlûp edilemez. Sana verilen sözden dönülemez ve Senden başka hiçbir ilâh yoktur.
95. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Sana lâyıkıyla ibâdet edemedik, ey bütün varlıkların Kendisine itaat ve ibadet ettiği Mâbud!
96. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Seni hakkıyla tanıyamadık, ey peygamberlerle, semâvî kitaplarla ve kâinat kitabıyla Kendini tanıtan Mâruf!
97. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Seni gereği gibi zikredemedik, ey bütün mahlûkatın Kendisini her an zikrettiği Mezkûr!
98. Sen bütün noksan ve çirkin sıfatlardan münezzehsin! Sana lâyık şükrü yapamadık, ey bütün mahlûkatın Kendisine şükrettiği Meşkûr!
99. Allah’ım, bize verdiğin nimetlerin şükrünü eda etmeyi nasip eyle! Şüphesiz Sen öyle Allah’sın ki, kudretinin sıfatları, yarattığın varlıkların sıfatlarından yücedir. Sen insanı yaratırken, buna şâhit olan başka bir ilâh yoktu. Ruhları yaratırken, Seni engelleyecek hiçbir ortağın yoktu.
100. Allah’ım ağlamayan gözden, korkmayan kalpten, huşû duymayan gönülden, kabul edilmeyen duâdan, fayda vermeyen ilimden, dinlenilmeyen sözden, doymayan nefisten, küçük de olsa yardım etmeyi sevmemekten Sana sığınırım.
101. Allah’ım, bize Kur’ân’ın sırlarını anlamayı nasip eyle. Bizi nurlandır. Bizi lütuf deryâsına daldır. Üzerimize en güzel mârifetleri yağdır.
102. Ey Nurların Nûru! Ey varlıkları, nazik ve lâtif güzelliklerle yaratıp onlara lütufta bulunan ve ilmi bütün varlıkların inceliklerine nüfuz eden Lâtîf! Ey ayıp ve kusurları örten ve çirkinlikleri perdeler altında saklayan Settâr! Peygamberlerin kandili, evliyâların yıldızı, hâlis ve seçkin kullarının ay ve güneşi, cin ve insanların aydınlatıcısı, doğu ve batının ışığı olan Efendimiz Muhammed’e salât ve rahmet eylemeni; vücudumuzu irfan semâsına yükseltmeni, amellerimizi ve imanımızı ihsan makamında sâbit tutmanı (daima Seni görür gibi Sana ibadet etmemizi) niyaz ediyoruz.
103. Ey sonsuz mükemmel sıfatların sahibi ve noksan sıfat-lardan münezzeh olan Allah! Ey sonsuz nuruyla bütün kâinatı nurlandıran ve isimlerinin tecellisiyle her şeyi aydınlatan Nûr! Ey ezelden ebede kadar bütün varlıkları rahmetiyle, kudretiyle, ilmiyle, iradesiyle ve hülâsa bütün sıfât ve isimleriyle sonsuz tecellileri içine alan Vâsi’! Ey bütün günahları bağışlayan Gafûr! Ey gökleri Kendi kudretiyle bina eden! Ey kupkuru yeri kudretiyle döşeyen! Ey yüksek dağları Kendi hikmetiyle sağlam bir şekilde diken! Ey Ay ve Güneşe Kendi ihsanıyla ışık verdiren Allah’ım!
104. Ay ve güneşe ışık saçt›ran ve gökleri şimşeklerle parlatan ismin hürmetine Senden koruyucu bir kalkan ve ışığı gözleri kapıp alıverecek bir nur istiyorum.
105. “Allah geceyi ve gündüzü birbirine çevirir, Şüphesiz ki bunda gören gözler için bir ibret vard›r.”
106. Tâ sîn mîm. Çalgı âletlerinden, yalandan, haramdan, hilekârlıktan, cehaletten, kötülerin tuzaklarından, gece ve gündüzün kötü olaylarından, cin ve insanların şerrinden yüce ve büyük olan Allah’a sığınırım.
107. Ey bütün varlıkların hallerinden hareketlerine kadar her şeyini kaydedip koruyan ve varlıkların asıllarını ve nesillerini tohumlarda ve çekirdeklerde muhafaza eden ve insanların ve cinlerin bütün amellerini dikkatle kaydedip koruyan ve bütün varlıkları her türlü kötülük ve tehlikelere karşı muhafaza eden Hafîz, bizi muhafaza eyle!
Ey bütün varlıkların ihtiyaçlarını karşılayan ve Kendisine imanla bağlananların tek dostu ve koruyucusu olan Velî! Ey en büyük hâkim olan Vâli! Ey her şeyden ve insanın düşünebildiği bütün mertebelerden daha yüce olan Alî! Ey bütün varlıklardan sonsuz derecede üstün ve yüce olan Âlî!
Ey Kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan ve Kendisinin nasıl bir varlık olduğunu Kendinden başka hiç kimse bilemeyen! Ey bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah! Ey varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zâtî, ezelî ve ebedî olan Hay! Bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan; fakat Kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyûm!
Ey varlığında hiçbir şüphe bulunmayan ve varlıkların dayandıkları hakikat, Zâtının sıfât, isim ve fiillerinin tecellisi olan Hak! Ey bütün kâinat bütün halleriyle yüce zâtının bir olduğuna işaret ve şehadet eden Vâhid! Ey her bir şeye hususî olarak sıfatlarıyla ve birçok isimleriyle tecelli eden ve birliğinin delilleri her bir varlıkta açıkça görünen Ehad! Ey kâinattaki her şey Kendisine muhtaç olduğu halde, Kendisi hiçbir şeye asla muhtaç olmayan Samed! Ey her varlığa tükenmez rahmet hediyelerinden lâyık olduğu ihsanı veren Vehhâb!
Ey bütün canlıları çekirdek ve damlalardan çeşitli şekil ve suretlerde açıp geliştiren ve gayb âlemlerini ve fetih kapılarını açan Fettâh! Ey cansız varlıklara can veren, ölüleri dirilten ve bütün canlılara doğrudan doğruya kudretiyle hayat veren Muhyî! Ey ölümü yaratan Mümît!
Ey en küçük varlıktan en büyüğüne kadar her şeyi tam bir itaatle emrine boyun eğdiren ve Kendine itaat etmeyen insanlara ve cinlere belâ, âfet ve çeşitli azaplar vererek izzetini ve adaletini gösteren Kahhâr! Ey inançsızların Kendisi hakkında söyledikleri her türlü kötü ve çirkin şeylerden ve her türlü noksan ve kusurlar-dan pak ve temiz olan ve kullarının gönlüne güven veren Selâm!
108. “Cennette kullarına çok özel ihsanlarda bulunan o Rahîm olan Rablerinden onlara selâm vardır.” (Yasin: 58)
109. “Onlara karşı Allah sana yeter, O her şeyi hakkıyla
işiten ve her şeyi hakkıyla bilendir.” (Bakara: 127)
110. “O Allah ki, Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. Görünmeyen ve görünen âlemleri O hakkıyla bilir. O Rahmân’dır, rahmeti bütün varlıkları kuşatır ve bu dünyada iyi kötü, dost düşman ayırt etmeden yaratıklarına rızıklarını yetiştirir. Rahîm’dir, rahmeti her şeyi kuşatmakla birlikte imanlı kullarına hususî ihsan ve şefkatte bulunur.” (Haşir: 22)
111. O Allah ki, Ondan başka hiçbir ilâh yoktur. O Meliktir: Bütün kâinatın mülkü Onundur, kâinatta görünen her türlü fiil, hal, şe’n ve tasarrufun sahibidir.
O Kuddüs’tür: Hiçbir şekilde hiçbir noksanı yoktur ve kâinatta görünen bütün kusurlar asla Kendisinde bulunmaz, sapıtmışların söyledikleri batıl düşüncelerden sonsuz derece yücedir. Her şeyi kirlerden arındırır. Her bir varlık tesbihatlarıyla kudsî isimlerini her tarafta ilân ederler.
O Selâm’dır: İnançsızların Kendisi hakkında söyledikleri her türlü kötü ve çirkin şeylerden ve her türlü noksan ve kusurlardan pak ve temizdir ve her türlü kötülüklerden selâmet ve korunma Ondan gelir.
O Mü’min’dir: Her türlü korkudan emniyet Ondandır. O Müheymin’dir: Bütün varlıkları bütün hal ve hareketleriyle kuşatır ve onları gözetip korur. O Azîz’dir: Aciz olmaktan ve kusurdan münezzehtir ve kâinatta hiç kimseyi haddinden tecavüz ettirmeden emrine boyun eğdirir.
O Cebbâr’dır: Küçük büyük hiçbir varlık kudretinin dışına çıkamaz. Sonsuz yüce kudretiyle ezelden ebede kadar bütün varlıkları bütün boyutlarıyla içten ve dıştan kuşatmıştır.
O Mütekebbir’dir: Varlıkların bütün sıfatlarından sonsuz derece yücedir ve koca kâinatı muhteşem bir saray gibi yaratıp bin bir isminin ince nakışlarıyla süsleyerek Kendisinin sonsuz büyüklüğünü gösterir.
O Hâlık’tır: Her şeyi en mükemmel şekilde yaratır ve ih-tiyaçlarını da yaratıp onlara yetiştirir. O Bârî’dir: Her şeyi yok-tan var eder.
O Musavvir’dir: Her varlığa münasip şekil ve suretler giydirir. O Gaffâr’dır: Kullarının günahlarını çokça bağışlar.
O Mübdi’dir: Her şeyi hiçten yaratır ve hikmeti gerektirirse gizli şeyleri açığa çıkarır. O Muîd’dir: Varlıkları ölümünden sonra yeniden diriltip inşa eder. O Berr’dir: İkram ve ihsanı her türlü tarifin sonsuz derece üstündedir.
O Muhsî’dir: Her şeyin ölçü ve sayısını bilir. O Rezzak’tır: Bütün varlıkların ayrı ayrı rızıklarını vakti vaktine verir ve onları rızıksız bırakmaz. O Kàbıd’dır: Bütün varlıkları bütün halleriyle emir ve idaresi altında tutar ve bütün darlık, sıkıntı, tutukluk gibi haller hikmet ve iradesinin eseridir.
O Bâsıt’tır: Varlıklarda her türlü genişlik, artma ve çoğalma ve bütün ferahlamalar yalnız Onun rahmet ve iradesiyle meydana gelir. O Hâfid’dir: Haddini bilmeyen insana haddini bildirir ve dilediğini alçaltır. O Râfi’dir: Her şey Kendisinin yüceltmesiyle
yücelir ve dilediklerinin mertebelerini yükseltir. O Muizz’dir: İzzet ve üstünlük yalnız Kendi kudret elinde bulunur ve dilediğini izzetle şereflendirir.
O Müzill’dir: Dilediğini zelil kılıp alçaltır. O Mukît’tir: Bütün varlıkları görüp gözetir ve rızıklandırır, onları besler ve amellerini de muhafaza eder. O Sâdık’tır: Kâinatta cereyan eden bütün işler, olaylar ve bütün varlıklar Onun doğru ve sâdık olduğuna birer delil ve şahittir ve Onun her işi ve her sözü doğru; yalandan ve hileden sonsuz derece uzaktır.O Bâkî’dir: Bütün isimleri, sıfatları ve zâtı ebedîdir ve asla yok olması mümkün değildir. O Raûf’tur: Her bir canlıya hususî şefkat ve ihsanda bulunur ve onlar üzerinde iltifatının inceliklerini gösterir.
O Nâfî’dir: Her faydalı ve hayırlı şeyi bizzat Kendi irade ve kudretiyle yaratır ve onu dilediğine nasip eder. O Dârr’dır: Her türlü zarar bizzat elindedir ve onu dilediğine dokundurur.
O Mühlik’tir: İsyana sapmış zâlimleri çeşitli belâ ve âfetlerle helâk eder ve onları dünya ve ahirette cezalandırır. O Mukad-dim’dir: Dilediğini mevki ve makam, yer ve zaman gibi çeşitli yönlerden öne geçirir. O Muahhir’dir: Dilediğini geri bırakır.
O Afüv’dür: Günahları silmeyi ve affetmeyi çok sever. O Ganî’dir: Hiçbir varlığa ve hiçbir şeye muhtaç değildir; servet ve zenginliğinin sınırı yoktur. O Muğnî’dir: Dilediği varlığı maddî ve manevî zenginliklere mazhar kılar.
O Müntakîm’dir: Düşmanlarından intikam alır, mazlumun hakkını zâlimde bırakmaz. O Tevvâb’tır: Kullarının tevbesini çokça kabul eder. O Semî’dir: Her şeyi, gizli açık bütün sesleri ve yapılan bütün duaları işitir.
O Alîm’dir: Gizli açık, küçük büyük her şeyi hakkıyla bilir ve ilmi, ezelden ebede her şeyi kuşatır. O Basîr’dir: Gizli ve açık her şeyi bütün incelikleriyle görür ve varlıklara da görme duyusunu ve basîreti ihsan eder.
112. “Allah bize yeter, O ne güzel Vekîl’dir.” (Âl-i İmran:173) “Ne güzel dost ve ne güzel yardımcıdır. (Enfal: 40) “Bizi bağış-lamanı diliyoruz, ey Rabbimiz, dönüş yalnız Sanadır.” (Bakara:285)
113. Ey fenâsı, son bulması mümkün olmayan, kâinat yokken var olan ve kâinat yok olsa da dâima var olacak olan ve her bir varlığın, varlığını devam ettirmesi Kendisine bağlı olan Dâim! Ey zeval bulması, yok olması imkânsız olan, bütün varlıkları ayak-ta tutan, Kendi varlığı ise hiçbir varlığa bağlı olmayan Kàim! Ey asla yardımcısı olmadan bütün varlıkları gayet intizam ve nizam içinde idare eden ve hayatlarını devam ettirebilmeleri için her varlığın her türlü tedbirini yapan Müdebbir! Bizim, anne ve baba-mızın, bütün Nur talebelerinin, erkek ve kadın bütün mü’minlerin,
hepimizin üzerindeki her türlü zorluğu kolaylaştır.
114. Allah’ım, Senin verdiğini engelleyecek, vermediğini vere-cek, yaptığını iptal edecek, hükmettiğini değiştirecek bir kimse yoktur. Senin rızan dairesinde olmayan gayret ve bahtiyarlık hiç kimseye fayda vermez.
115. Her şeyden ve insanın düşünebildiği bütün mertebelerden daha yüce olan Alî; zerreden Arşa kadar her şeyi büyüklüğüyle kuşatan Azîm; varlıkların bütün amellerini kaydedip muhasebelerini bir anda gören ve onların her türlü ihtiyaçlarını görüp gözeten Hasîp; hüküm ve kaza sahibi olan ve haklıyı haksızdan ayıran Ha-kem; kâinatı ince hesaplarla yaratan, her varlığı yaşadığı şartlara uygun olarak donatıp bütün ihtiyaçlarını adaletle veren ve başka-larının hukukuna tecavüz eden varlıkları cezalandırıp iyilik yapanları da mükâfatlandıran Adl; kullarını her an gözetip kontrol eden Rakîb; son derecede yüce olan Bâzih; azamet ve heybet sahibi olan Şâmih; bütün dua ve isteklere cevap veren Mucîb; hiçbir varlı-ğa ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, servet ve zenginliğinin sınırı bulunmayan Ganî; varlıkları ezelî takdirine göre hikmetle gayelerine sevk eden ve onların idare ve tedbirlerini en mükemmel şekilde gören Reşîd; günahkârlara ve âsilere cezâ vermekte acele etmeyen ve sabır gücünü de kullarına ihsan eden Sabûr; haşmetine lâyık sıfatları olan ve bütün varlıklarda ve türlerde bir ve yüce olduğunu gösterdiği halde Kendi zâtı his ve duyularla idrak olunamayan Celîl; kâinatı ve içindeki her bir varlığı hiçten ve benzersiz bir şekil-de yaratıp bin bir isminin tecellileriyle süsleyen Bedî’; bütün nurlar Kendi nurunun zayıf bir gölgesi olan, her bir nur ve nurlu varlıklar Kendisinden feyiz alan, nurlara ve nurlu varlıklara maddî ve manevî şekiller veren, nurları yaratan, miktarlarını takdir eden, nurları ve nurlu varlıkları sevk ve idare eden ve kontrol altında tutan, her nurdan önce var olan, her nurdan sonra bâkî kalacak olan, nuru bütün nurlardan üstün olan ve nuruyla bütün kâinata hükmeden, hiçbir nur Kendi nurunun misli, misali ve benzeri olmayan Nûr; adâletle iş gören Muksıt; en büyük varlıktaki hikmet ve sanat numunelerini en küçük varlıkta topladığı gibi haşir meydanında da bütün insanları ve cinleri bir anda toplayacak her nevi mükem-melliğin sahibi olan Câmi’; kâinatı rahmetinin hediyeleriyle dolduran ve istediğine istediği şeyi veren Mu’tî; dilediğine de maddî ve mane-vî ihsanlarda bulunmayan ve varlıkları, hadlerini aşıp diğer varlıklara zarar vermekten alıkoyan Mâni’ Rabbim, bütün kusurlardan, noksan sıfatlardan, aczden ve ortaktan münezzehtir.
116. Kendisine tevekkül edenlere işlerinde başarı ihsan eden, isteklerine cevap veren ve bütün dertlerini gideren Vekîl; ezelden ebede kadar bütün varlıkları görüp gözeten ve varlığına, birliğine, elçilerinin ve kitaplarının doğruluğuna bizzat Kendisi şehadet eden Şehîd Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Kuvvetine hiçbir engel bulunmayan ve bütün varlıkları emrine tam bir itaatle boyun eğdiren Metîn, her şeyden yüce, şeref ve hâkimiyeti her şeyden sonsuz derece üstün Mecîd Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Bütün kâinat bütün halleriyle yüce zâtının bir olduğuna işaret ve şehadet eden Vâhid; en büyük hâkim olan Vâlî Allah’tan başka ilâh yoktur. Şan ve şerefin sonsuz mertebesinde bulunan Mâcid; her şeyden ve insanın düşünebildiği bütün mertebelerden daha yüce Müteâlî Allah’tan başka ilâh yoktur.
117. Âhiret hazırlığımız ve oradaki azığımız şu sözlerdir: Her türlü kötü hal ve tehlike için “Lâ ilâhe illallah” (Allah’tan başka ilâh yoktur), her türlü bolluk ve bereket için “Elhamdülillâh” (hamd, Allah’a mahsustur), her türlü genişlik için “Eşşükrü lillâh” (şükür, Allah’a mahsustur), her türlü hayret verici şey için “Sübhânellah” (Allah, kusur, eksik ve aczden münezzehtir), her türlü darlık için “Hasbiyallah” (Allah, bana yeter), her günah için “Estağfirullah” (Allah’ım affını isterim), her üzüntü için “Mâşaallah”, (Allah böyle diledi), her İlâhî takdir için “Tevvekkeltü alellah” (Allah’a tevekkül ettim), her musibet için “innâ lillâh”(Biz Allah’ın kuluyuz), her ibâdet ve günah için “lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh” (ibadetleri yapmak ve günahlardan kaçınmak ancak Allah’ın kudretiyle yardım etmesiyle mümkündür) ve her türlü keder için de “isteantü billâh” (Allah’tan yardım isterim).
118. Allah’ım, Seni, meleklerini, Arşını taşıyan meleklerini, peygamberlerini ve bütün yarattığın varlıkları şahit tutarak sabahladık ki: Sen bütün kemâl sıfatların sahibi ve her türlü noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh ve uzak olan Allah’sın, Senden başka hiçbir ilâh yoktur. Teksin, ortağın yoktur. Muhammed (a.s.m.) Senin ku-lun ve resûlündür. Varlık âlemine çıktığımız andan itibaren yaratılış gayemize ulaşıncaya kadar her türlü olumsuz hal, tavır ve tehlike-lerden bizi kurtaracak ve koruyacak kudret; ve bütün istek ve arzularımıza kavuşturacak kuvvet, ancak yüceler yücesi büyük olan Allah’ın kudret ve kuvvetidir.
119. Ey dünyada mü’min-kâfir ayırt etmeden çeşitli ihsanlarda bulunarak rahmetinin herkesi ve her varlığı kuşattığını gösteren Rahmân; ahirette ise mü’min kullarına çok özel şefkat ve ihsanları olan Rahîm, günahlarımızı affet. Bizi bağışla. Bize merhamet et. Bizim dostumuz ve yardımcımız Sensin. Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın.
120. Maddî ve manevî hastalıklara şifa veren Allah’ın adıyla, O bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. İsimlerinin tecellileri varlıkların her türlü ihtiyaçlarına yeten Kâfi Allah’ın adıyla. O bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. Maddî ve manevî dertleri giderip afiyet ve sağlık veren Allah’ın adıyla. O bütün kemal sıfatların sahibi ve noksan sıfatlardan münezzeh olan Allah’tır. İsmiyle hareket eden kimseye ne yerde, ne de gökte hiçbir şeyin zarar veremediği Allah’ın adıyla. O her şeyi hakkıyla işiten ve bilendir.
121. Ey cansız varlıklara can veren, ölüleri dirilten ve bütün canlılara doğrudan doğruya kudretiyle hayat veren Muhyî! Bize dünya ve âhiret diyarında sıhhat ve âfiyet içinde geçen güzel bir hayat ver. Hiç şüphesiz Senin her şeye gücün yeter.
122. “Bütün varlıkların hallerinden hareketlerine kadar her şeyini kaydedip en iyi muhafaza eden ve onları her türlü kötülüğe ve tehlikeye karşı en iyi koruyan Allah’tır. Rahmeti bütün kâinatı kaplayan ve varlıkların birbirine karşı gösterdikleri bütün merhametler, şefkatler Kendisinin sonsuz rahmetinden gelen, merhametlilerin en merhametlisi Odur.” (Yusuf: 64)
123. “Allah, onları (kâfirleri) arkalarından kuşatır. Yalanladıkları Kitap ise, şerefli, pek yüce bir Kur’ân’dır. O Levh-i Mahfuzda ko-runmuştur.” (Büruc: 20-22)
124. “Namazlara ve bilhassa orta namaz olan ikindi namazına devam edin. Ve Allah için namaza durup kıyamda bulunun.” (Bakara:238)
125. “Hiçbir kimse yoktur ki, üzerinde bir gözetleyici olmasın.” (Tarık: 4) Ne güzel koruyucudur Allah! Ey bütün varlıkların hallerinden hareketlerine kadar her şeyini kaydedip muhafaza eden ve onları her türlü kötülüğe ve tehlikeye karşı koruyan Hâfız, bizleri her türlü şer ve zarardan koru.
128. “Onlar sabredenlerdir, îmanlarında sâdık olan ve her hallerinde doğruluğu muhâfaza edenlerdir, her türlü şart altında Allah’ın emrine uyanlardır, mallarından Allah rızâsı için bağışta bulunanlardır, seher vaktinde istiğfar edip Allah’tan af ve mağfiret dileyenlerdir.”
129. “Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idâre etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını apaçık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur; Onun kudreti her şeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir.”
130. “Şüphesiz ki, Allah katında makbul olan din, İslâm dinidir.” (Âl-i İmran: 16-19)
126. Sonra Allah, bu kederin ardından size bir emniyet, bir uyku verdi de, içinizden ihlâs ile îman etmiş olanları o uyku sarıverdi. Münâfık topluluk ise kendi canlarının kaygısına düşmüş, Allah hakkında câhiliyet kafasıyla birtakım zanlarda bulu-nuyorlar, Allah’ın, Resulüne yardım etmeyeceğini sanıyorlardı. Onlar, “Emir ve idârede bizim de hissemiz olacak mı?” diyorlar. Sen de ki: “Emir bütünüyle Allah’ındır; her türlü tedbir ve idâre Ona aittir.” Onlar sana açıkça söyleyemediklerini gönüllerinde gizliyorlar. Aralarında diyorlar ki: “Eğer emirde bizim de payımız olsaydı, buralara gelip öldürülmezdik.” Sen de ki: “Siz harbe çıkmayıp da evlerinizde otursaydınız, üzerlerine ölüm yazılmış olanlar yine evlerinden çıkacak ve düşüp öldükleri yere varacak-lardı. Allah gönüllerinizdekini imtihan etmek ve kalbinizdeki îman ve ihlâsı şüphe ve günahlardan temizlemek için size bu musîbeti verdi. Allah gönüllerde saklı olanı hakkıyla bilir.” (Âl-i İmran: 154)
127. “O takva sahipleri, ‘Ey Rabbimiz! Biz hiç şüphesiz iman ettik. Sen de bizim günahlarımızı bağışla ve bizi Cehennem ateşinin azabından koru’ diye niyaz ederler.”
128. “Onlar sabredenlerdir, îmanlarında sâdık olan ve her hallerinde doğruluğu muhâfaza edenlerdir, her türlü şart altında Allah’ın emrine uyanlardır, mallarından Allah rızâsı için bağışta bulunanlardır, seher vaktinde istiğfar edip Allah’tan af ve mağfiret dileyenlerdir.”
129. “Bütün kâinatı adâletle tedbir ve idâre etmekte olan Allah, Ondan başka ibâdete lâyık hiçbir ilâh bulunmadığını apaçık delillerle bildirdi. Buna melekler ve ilim sahipleri de şâhitlik ettiler. Ondan başka hiçbir ilâh yoktur; Onun kudreti her şeye galiptir ve Onun her işi hikmet iledir.”
130. “Şüphesiz ki, Allah katında makbul olan din, İslâm dinidir.” (Âl-i İmran: 16-19)
131. “Akşama erdiğinizde ve sabaha kavuştuğunuzda Allah’ı tesbih edin.”
132. “Göklerde ve yerde olanların hamd ve senâsı Ona mahsustur. Gündüzün sonuna doğru ve öğle vaktine erişince de Allah’ı tesbih edip namaz kılın.”
133. “Ölüden diriyi, diriden ölüyü o çıkarır. Ölümünden sonra yeryüzünü O diriltir. Siz de kabirlerinizden böyle çıkarı-lacaksınız.” (Rum: 17-19)
134. “Benim de, sizin de Rabbimiz olan Allah’a tevekkül ettim. Hiçbir canlı yoktur ki, Allah onun alnından tutup kudretine boyun eğdirmiş olmasın. Şüphesiz ki benim Rabbim hak ve adâlet üzeredir.” (Hûd: 56)
135. “O bize yollarımızı dosdoğru gösterdiği halde, bize ne oluyor ki, Ona tevekkül etmeyelim? Bize yaptığınız ezâlara karşı sabredeceğiz. Tevekkül etmek isteyenler Allah’a güvensinler.” (İbrahim: 12)
136. “De ki: Allah’ın bizim için yazdığından başkası başımıza gelmez. Bizim dostumuz ve gözeticimiz Odur. Öyleyse mü’minler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.” (Tevbe: 51)
137. “Allah sana bir zarar dokunduracak olsa, Ondan başka onu kaldırabilecek yoktur. Allah senin için bir hayır murat edecek olsa, Onun lûtfunu geri çevirecek kimse de yoktur. O, lûtfunu kullarından dilediğine nasip eder. Çok bağışlayıcı ve çok merhamet edici olan da ancak Odur.” (Hûd: 107)
138. “Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki, onun rızkını vermek Allah’a âit olmasın. Allah onların rahimlerdeki yerini de bilir, yaşayıp öleceği yeri de. Bunların hepsi apaçık bir kitapta yazılmıştır.” (Hûd: 6)
139. “Yeryüzünde yürüyen ve kendi rızkını yüklenemeyen nice canlının ve sizin rızkınızı Allah verir. O her şeyi hakkıyla işiten, her şeyi hakkıyla bilendir.” (Ankebut: 60)
140. “Allah insanlara rahmetinden bir şey nasip etse, Ona mâni olabilecek hiçbir kuvvet yoktur. Allah’ın vermediğini de Ondan başka verebilecek yoktur. O Azîzdir, kudreti her şeye gâliptir ve Hakîmdir, her işi hikmet iledir.” (Fâtır: 2)
141. Onlara “Gökleri ve yeri kim yarattı?” diye sorsan, elbette “Allah” diyecekler. De ki: Söyleyin bana, eğer Allah bana bir zarar vermeyi istese, sizin Allah’ı bırakıp da taptıklarınız o zararı giderebilir mi? Yahut Allah, benim hakkımda bir rahmet dilese, onlar Allah’ın rahmetine mâni olabilir mi? De ki: Allah bana yeter. Tevekkül edenler, yalnız Ona güvenirler. (Zümer: 38)
142. “Allah size bu yardımı, ancak sizin için bir müjde olsun ve kalbiniz tatmin olup rahat etsin diye yapmıştır. Nusret ve zafer ise ancak izzet ve hikmet sahibi olan Allah katındadır.” (Âl-i İmran: 126)
143. Kâf hâ yâ ayn sâd. Hâ mîm ayn sîn kâf. Bizi koru, bize merhamet et. O, bütün kemal sıfatların sahibi, noksan ve çirkin sıfatlardan münezzeh olan Allah; dilediği her şeyi yapmaya gücü yeten ve hiçbir şey Kendisine ağır gelmeyen Kàdir; kuvveti her şeye mutlak hâkim olan ve hiçbir gücün, Onun gücüne karşı çıkamadığı Kàhir; her şeyin dış yüzlerini çeşitli cihazlarla ve ince nakışlarla süsleyerek fevkalâde mükemmel ve güzel yaratan ve bütün varlıklarda ilim, irade, kudret, rahmet gibi sıfatlarının ve varlık ve birliğinin işaretleri açıkça görünen Zâhir; bütün varlıkların iç yüzlerini ve bilhassa canlıların içlerini mükemmel bir fabrikanın harika makineleri gibi yaratıp işleten ve bununla da isim ve sıfatlarının her türlü noksandan uzak olduğunu ve her şeyin iç yüzünü bildiğini gösteren Bâtın; varlıkları yoktan var ederek, onları yaratılış gayelerine uygun cihazlarla ve kabiliyetlerle donatan Fâtır; varlıkları, nazik ve lâtif güzelliklerle yaratan ve ilmi her şeyin inceliklerine nüfuz eden Lâtîf; bütün varlıkların küçük büyük, gizli açık her hâlinden her an haberdâr olan Habîr’dir.
144. “Onun sözü haktır. Sur’a üflendiği gün de hâkimiyet Onundur.
O görünmeyeni de bilir, görüneni de. O Hakîm’dir, her şeyi hikmetle yapar. Habîr’dir, bütün varlıkların küçük büyük, gizli açık her hâlinden her an haberdârdır.” (En’âm: 73)
145. Ey eserlerinde sonsuz rahmetin en lâtif cilvelerini gösteren sınırsız şefkat sahibi Hannân! Ey bitmez tükenmez ikramlarıyla ve nimetleriyle, varlıkları terbiye edip besleyen Mennân! Ey gökleri ve yeri hiçten ve benzersiz bir şekilde yaratıp bin bir isminin tecellileriyle süsleyen Bedî’! Ey varlıklara hayat verip canlandıran, Kendi hayatı ise zâtî, ezelî ve ebedî olan Hay! Ey varlığıyla bütün varlıkları düzenli bir şekilde ayakta tutan, fakat kendi varlığı hiçbir varlığa bağlı olmayan Kayyûm! Ey celâl ve ikram sahibi!
146. Senden ulûhiyetinin büyüklüğü hürmetine, tabiatımızı beşerî olan tabiattan çıkararak, ruhlarımızı yüce meleklerinin seviyesine yükseltmeni istiyoruz.
147. Ey bütün hâl ve durumları değiştirerek halden hâle çeviren Muhavvil, hâlimizi en güzel hâle çevir.
148. Sana hamd ederek ey Allah’ım, seni her türlü noksan ve çirkin sıfatlardan tenzih ediyorum; Senden başka hiçbir ilâh olmadığına şehâdet ediyorum; Senden af diliyor ve Sana tevbe ediyorum.
149. Allah’ım, nuru varlıklardan önce var olan ve dünyaya teşrifleri âlemlere rahmet olan Efendimiz Muhammed’e, geçmiş ve gelecek varlıklar adedince ve bu varlıklardan Cenneti kazanmış ve Cehennemi hak etmiş olanları sayısınca salât eyle! Öyle bir salât ki, bütün sayıları içine alan ve bütün sınırları kaplayan, sınırsız, sonsuz, uçsuz bucaksız ve kesintisiz bir salât olsun.
Senin salâtınla beraber bu salâtın aynısı, yine onun ve onun neslinin, ashâbının ve âile efradının üzerine olsun, ey merhamet edenlerin en merhametlisi.
150. “Senin izzet sahibi Rabbin, onların isnat ettikleri ve yakıştırdıkları sıfatlardan münezzehtir. Gönderilen bütün peygamberlere selâm olsun! Ezelden ebede her türlü hamd ve övgü, şükür ve minnet, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.” (Saffât: 180-182)
151. Ey Allah’ım, Ey Rabbimiz, dua ve ibadetlerimizi kabul eyle! Şüphesiz Sen Semî’sin, her şeyi hakkıyla işitirsin; Alîm’sin, her şeyi hakkıyla bilirsin. Allah’ım, bize her türlü hayrı ver, her türlü şerden de koru. Amin

Evradın kasemi

بسم الله الرحمن الرحيم اقسم عليكم ايتها الارواح الروحانيون والملئكة النورا نيون بسم الله النور اذا اذان نور 2 ال ال نور 3 اري ارى ارى نور 3 هامرى ذومرى نور تكسوى نور الله رب النور الاعلي 3 الواحا 3 العجل 3 الساعة 3 ياملئكة النور بالنور الذى اضاء به كل نور اجيبو واهبطو بالنور الذى احاط به كل نور اجيبو واهبطو ياقيغو اثر نون بحق رب النور ايال نور ال نور اه اه رب النور ربهان2 بازخ بازخ رب رب شلشمى كلشمى لمشمى ربشمى ترشمى تشار شا حشا حشى اجيبوني طائعين وبما امرتكم سا معين مسرعين بالعزة الصمدية والقدرة الابدية وبعزة الالهية الرفيعة العالية وبحقالاسم الذى خلق به ملك القدرة النور النور ياميهزبون وياميهتريون ياقيغو اثر نون انون3 ورب النور اجيبو بحق اه 3 انزلو الي باسرع الوقة واحضرو في مكاني بالله وبقدرته وامتثلو لما اطلب واقضو حاجتي بحق مشكش هشهش هشكش هشلش اسرعو يا ملئكة رب العالمين بما اطلب وارغب بحق ما تلوته عليكم وقضي بينهم بالحق وكان امرالله مفعولا

El-Müntehabatu Min Ulumil Havas-Havas İlimlerinden Seçmeler

Etiketler:

Malasef Yorumlar Kapalı.