Kategoriler
Tavsiye Siteler
Son Yazılar
Son Yorumlar
3 ay önce root1 root1 tarafından yazıldı, 59 kez okundu ve hakkında hiç yorum yapılmadı.

Kurana göre 7 Evren Vardır. Evrenler ve Şekli

Ayette : O, biri diğeriyle ‘tam bir uyum’ (mutabakat) içinde yedi gök (evren) yaratmıştır. Rahman (olan Allah) ın yaratmasında hiçbir ‘çelişki ve uygunsuzluk’ (tefavüt) göremezsin (bulamazsın) . İşte gözü(nü) çevirip-gezdir; herhangi bir çatlaklık (bozukluk ve çarpıklık) görebiliyor musun? (Kâinatta ve tabiatta bir kusur ve noksanlık var mıdır?)(Mülk 3)buyrulur.

Evrendeki milyarlarca yıldız ve galaksi mükemmel bir uyum içinde kendileri için tesbit edilmiş yörüngelerinde hareket eder. Yıldızlar, gezegenler ve uydular hem kendi etraflarında, hem de bağlı oldukları sistemlerle birlikte dönerler. Hatta bazen içinde 200 -300 milyar yıldız bulunan galaksiler birbirinin içinden geçip giderler. Bu geçişte, evrendeki büyük düzeni bozacak herhangi bir çarpışma olmaz.

Örneğin, dünya saatte 1670 km. hızla kendi ekseni çevresinde döner. Bugün en hızlı merminin saatte ortalama 1.800 km.lik bir sürate sahip olduğu düşünülürse dünyanın dev boyutlarına rağmen süratinin ne denli büyük olduğu anlaşılır. Dünyanın güneş etrafındaki hızı ise merminin yaklaşık 60 katıdır: saatte 108.000 km. (Böylesine büyük bir süratle yol alabilen bir araç yapılabilseydi dünyanın çevresini 22 dakikada dolaşacaktı.)

Verdiğimiz bu sayılar sadece dünya içindir. Güneş sistemi ise daha da ilginçtir. Bu sistemin sürati mantık sınırlarını zorlayacak derecededir. Evrende sistemler büyüdükçe sürat artar. İşte güneş sisteminin galaksi merkezi etrafındaki dönüş sürati: -Saatte tam 720.000 km., 200 milyar yıldızı bünyesinde bulunduran “Samanyolu Galaksisi”nin uzay içindeki hızı ise saatte 950.000 km. dir

Gök cisimlerinin yörüngelerinden en ufak bir sapmanın bile sistemi altüst edecek kadar önemli sonuçlar doğurabileceği hesaplanmıştır. Örneğin dünya yörüngesinde, normalden fazla veya eksik 3 milimetrelik bir sapma bakın nelere yol açabilirdi:”Dünya güneş çevresinde dönerken öyle bir yörünge çizer ki her 18 milde doğru bir çizgiden ancak 2.8 mm ayrılır. Dünyanın çizdiği bu yörünge kıl payı şaşmaz, çünkü; yörüngeden 3mm’lik bir sapma bile büyük felaketler doğururdu: sapma 2.8 yerine 2.5 mm olsaydı yörünge çok geniş olurdu ve hepimiz donardık, sapma 3.1 mm olsaydı hepimiz kavrularak ölürdük.” [1]

Bu ayetlerde bir incelik daha saklıdır. Yedi ayrı birbirine uyumlu göklerden bahsederken, bizim şu an tüm gök adaların, (galaksilerin) bulunduğu evren dediğimize aslında kuran, birinci kat sema demiş. “En yakın göğüde yıldızlarla donattık” (mülk,5-saffat,6) ayetinde işaret edilen dünya seması, aslında bütün yıldız ve galaksilerdir yani evrenimizdir. “Her bir semaya ona ait emirleri bildirdi. Dünya semasını da biz kandillerle süsleyip koruyucu kıldık” fussilet 12 ayetinde de açıkça sema kelimesini tekil olarak zikrederek bu farkı anlatmıştır.

Nasıl ki, Türkçede “gökteki bulutlar” tamlamasında göğü dünyanın üst tarafı olarak, “gökteki yıldızlar” veya “sınırsız gök” tamlamalarında ise göğü, evrenin tümü olarak kullanıyorsak, aynı şey Arapça’daki sema kelimesi için de geçerlidir.

 Astronomi ilimlerinde kullanılan, gözlemlene bilir evren tanımı vardır ki, bu dünyanın göğü denilen alandır. Eskiden teknolojik gelişmelere orantılı olarak, dünyaya en uzak yıldızın ışığı 15 milyar ışık yılında geliyorken, yani yıldızların bulunduğu dünya semasının çapı, 15 milyar ışık yılıyken,  şuan itibariyle Gözlemlenebilir evrenin çapının yaklaşık 28 milyar parsek (93 milyar ışık yılı) olduğu tahmin edilmektedir. Bu hesaplamada gözlemlenebilir evrenin en uzak ucu yaklaşık 46-47 milyar ışık yılı ötede olarak hesaplanmıştır. [2]

işte kuranda dünya seması derken  Bizim evrenimize, 7 sema ve çoğul olarak gökler ifadeleriyle aslında 7 evrenden bahsetmiştir.

Bu ayette tıbak kelimesi kullanılmıştır ki, bu üst üste, kat kat olan şeyleri ifade eder.  Daha evvel yayınladığımız kuranda ilmi mucizeler makalemde de değindiğim üzere, yedi göklere karşı yedide dünya gibi yaşama elverişli yerlerde saklanmıştır. Şu an itibariyle bilimin bu hakikati bulması mümkün gözükmüyor, rabbimiz izin verirse belki ilerde bu gerçekleri bulacak teknoloji ve ilmi seviyeye gelirler ve en azından 7 den 1-2 sini keşf ederler diye temenni ediyorum. Bu temennim Nuh, 15 ayetleri gibi ayetlerde geçen görmüyorlar mı? İfadesine dayanmaktadır. Kuranın uslubu gereği, görülmeyecek veya görmesi mümkün olamayacaklara bu şekilde hitap edilmez. Bu görme işinin bir şekilde gerçekleşeceğine işaret eder. Bizim evren uzay dediğimizin dışında sonsuz bir karanlık bölgeden bahsederler bilim adamları. Oysa daha gelişmiş teleskop ve cihazlar olsa, karanlık dedikleri yerden sonra 2.nci evrenin olduğunu görürler. Bu yedi kat sema diye tanımlanan yedi evrenin her birinin arasında bu karanlık bölgeler vardır. Diğer tabirle yukarda belittiğim mai- siyahımsı sıvı dediğimiz maddelerle kaplı tüm evrenlerin arası. Bu yedi kat semadan sonra ise bu mai-sıvı nın kaynağı olan bir bahir- deniz gelir yani su alemide diyebileceğimiz yer. Birde sahra diye tanımladığımız bir alem- yer vardır. Bunların üstünde ayetelkürside bahsedilen kürsi alemi gelmektedir. Bundan sonrasında da Rabbimizin “Arşıda o zaman su üzerindeydi” dediği ayette arş diye vurguladığı bizlerin mümkinatın arşı dediğimiz arş vardır. Mümkinat tabiri belirtelim ki, bizlerin din ilimlerinde tüm alemleri canlı varlıkların tamamını anlatmak için kullandığımız bir ifadedir. Yani Rabbimizin Arşu Rahman dediği kuranda eski alimlerin çoğunluğu tarafından bir tek arş anlaşılmıştır. Bizler bu ayetlerin inceliklerinde mümkinatın arşının ayrı ve Arşu rahman dediğimizin de ayrıca var olduklarını görüyoruz. Bu mümkinatın arşından sonra zaman ve mekânında olmadığı lahut alemi başlar, tasavvuf tabiriyle bizler buraya 1.nci hayret makamı deriz ki, bu noktada bazı velilerin ana geçme diye tanımladığı, rabbimizin evvel ve ahir esmalarının aynı anda tecellisi vardır. Bu makamda şaşmamak, hayrete düşmemek mümkün değildir. Unutulmasın ki insanın sırrına mukarreb melekler dahi vakıf olamazlar. Bu sebeple sidretül müntehadan sonrasında gidebilen insandır. Cibril bu noktadan sonrasında gidemeyeceğini ve helak olacağını beyan etmiştir. Mukarreb meleklerin dahi geçemediği ve sırrına vakıf olamadığı makamlar insanı kâmil olanlara ihsan edilmiştir. İşte bu hayret makamında bu yüce isimlerin aynı anda tecellilerine mazhar olanlar misalen yerlerin, göklerin, ademlerin yaratılışını gördüğü gibi aynı anda mahşeri, cennetlikleri, cehennemlikleri de yani ahret safhalarını da görürler. Bu makama hayret denmesi hem bu tecelli sırrındandır. Hemde bu makamda cibrilin sidreden öteye geçemediği gibi mikal a.s (Mikail) de bu makamda mecalsiz kalmıştır. Onu bu düştüğü tecelli ve bir nevi buhrandan Efendimiz s.a.v miraç gecesi kurtarmıştır. Bunlar ve ötesi bu devletlere mazhar olmuş irfan ehline açık bilgilerdir bu yüzden kısa kesiyorum. Sonrasında arşu rahman dediğimiz Azamet ve Kibriya sahibi zatın asıl arşı gelir. Bu arşın altında nice hazineler, gayb alemleri ve ruhlar alemleri bulunmaktadır. Sonrasında vahdaniyet alemi, sonrasında sıfatlar ve ehadiyet alemi, bundan sonra da zat alemi gelmektedir. Arşu rahman malumunuz mükarreb meleklerin kıblesidir. Yeri gelmişken kıble meselesine de kısaca temas edeceğim.  Kabenin aslı bilindiği üzere beytül mamurdur göklerdedir. Yerdeki temsilcisi kabedir. Kabenin hakikati ise hakikatı Muhammedi nurundandır. “Sen onların arasındayken biz onlara azap edici değiliz[3] ayeti gereği Efendimiz s.a.v in hakikati muhammediyesini dile getirir. Yani senin nurun yeryüzünde durdukça azap edecek değiliz (kıyameti koparacak) değiliz manasındadır. Kıyametin kopa bilmesi için bu nurun kaldırılması gerekir. Bu yüzden kıyametin on büyük alametinden biriside kabenin yıkılmasıdır. işte yeryüzünde bu nurun iki temsilcisi vardır. Biri nuri muhammediyi taşıyan yerdeki kabe, bir diğeri bu nuru taşıyan son varisul enbiya zattır. Bunlar yeryüzünden kaldırıldığında dünyanın dengesi bozulacaktır ve büyük kıyamet başlayacaktır. Bilindiği üzere yeryüzünde kabe ilk yaratılmaya başlanan noktadır ve dünyanın ana kumanda merkezidir. Bu sebeple en yoğun ley hatları buradadır. Bu enerji hatları göklerde beyti mamur (kabenin aslı) ile yeryüzünde kabe arasında yoğun bir şekilde akmaktadır. Bu akan enerjide büyük pay kabede uzaya ait olan hacerül esved taşının rolü büyüktür. Göklerin ve yerin dengesinde bu enerji hattı çok önemlidir. Bu yüzden kabe yıkıldığında bu göklerle bağlantısı, enerji akışı kesileceğinden dolayı kıyamet safhaları başlayacaktır. Göklerden akan, gelen bu enerji, zaten hem dünyanın kutup noktalarındaki enerjilerin kaynağı hemde dünya üzerindeki ley hatlarının kaynağıdır.  Bu enerji ve bir nevi nur akışından Müslümanlar faydalansınlar diye günde 5 defa dünyanın bu enerji merkezine kabeye yüzümüzü dönmemiz emredilmiştir. Dinlerde ibadethaneler genelde bu ley hatları dediğimiz enerji hatlarının üzerine veya yakınına inşa edilmiştir. Mesela medineden (ravzadan) gelen ley hattı konya mevlana türbesi doğrultusundan istanbulda sultan ahmet meydanına (ayasofya-sultan ahmet camii) ulaşır. Mevlana celaleddini rumi türbesinin üstünü ravzanın üstü gibi yeşil renge koymakla aslında bu ravzadan gelen ley hattının oradan geçtiğini bildiğindendir. Türbesine Yeşil kubbe yapması sadece Peygambere s.a.v olan sevgisinin eseri değil, bu hakikatide içinde barındırdığı içindir. Camilerdeki özellikle osmani mimarisinde camilerin kubbeli yapılmasının sebeplerinde, bu enerji hatlarını toplayıcı özelliğe sahip olduğu içindir kubbelerin.

İşte bil ki tüm dışardaki putlardan yüz çevirip kabeye yüzünü dönmen müslümanlığının gereğidir. Müminin kabesi ve yedi kat göklerdeki meleklerin kabesi Beytul mamur, mukarreb meleklerin kabesi arşu rahmandır. Keribiyyun (müheymin) Meleklerin kabesi cemalullahtır. Onlar yaratıldıkları günden beri şuursuz bir müşahede ve zikir halindedirler. Onlar kainatın, varlıkların, Ademin vs. yaratıldığını bilmez bir haldedirler.  Çoğunluk tasavvufta aşk, vecd, cezbe-i rahman hallerini yaşayan salikler bu makamın tecellilerinden katreler yaşarlar.  Muvahhid, salih bir kulun kabeside zahir ve batın yönünü ayetin dediği “ben vechimi yerleri ve gökleri yaratan alemlerin rabbinin vechine döndürdüm[4]dediği hakikattir. Sülükte Velayeti Ulyadan sonra Eşyanın hakikati, Kabenin hakikati, namazın hakikati, Hakikati Muhammedi, Kuranın Hakikati, Hurufu Mukattaların sır ve hakikati sırayla geçilir. Nakşibendi büyükleri yollarını buraya kadar beyan etmişlerdir.  Buralara gelen Evliyayı da tek tük çıkar demişlerdir. Şu kadarını bilin ki, buralarda da yol bitmiyor, geçmiş büyüklerin ötesine ulaşamaması, ulaştıkları yerlerin son olduğunu göstermez. Muhammedi nuru ve temsilcilerine ilerde Hz. Ademin yaratılışında değinilecektir. Konumuza dönecek olursak

Tıbak-Tabak: kuranda kullanılan yedi kat göklerden bahseden yukarda verdiğimiz ayette ifade edilen tıbak-tabak kelimesinden biz semaların kat, kat üst üste olduğunu anlıyoruz. Bugün bilim evrenin şekline yönelik üç türlü görüşü vardır ve evrenin tam şeklini tespit etmiş değillerdir.  Bu hususta kısaca bir bilgilendirmeyi burada vereceğiz.

Evren, bütün zamanlarda ve bütün yerlerde gerçekleşmiş şeyleri içeren “şey”dir. Bu olayların gerçekleştiği uzay-zaman ise, 3 uzay ve 1 zaman boyutuna sahiptir (Standart Model’in ötesinde bazı birleşik kuramlar daha fazla boyut önerir, ancak test edilmemişlerdir). Günümüzdeki deneyler, evrenin şeklinin düz ya da düze çok yakın olduğunu gösteriyor.

Bunu şöyle düşünün: Eğer bir yöne doğru sonsuz bir ışık kaynağı ile ışınlar gönderecek olsak, bu ışınlar sonsuza dek paralel bir şekilde yollarına devam ederler miydi, yoksa bir noktadan sonra yön değiştirmeye başlayarak birbiriyle kesişirler miydi? Hatta tüm Evren’i kat ettikten sonra başladıkları noktaya dönerler miydi? Eğer sonsuza kadar devam ederlerse, Evren düzdür demektir. Eğer bir yerden sonra yön değiştirmeye başlarlarsa, Evren eğri demektir. Eğer başladıkları noktaya dönerlerse, Evren küre demektir. Tabii ki Evren’in şekli tüm bu olasılıklardan herhangi birinin arasındaki bir şekil de olabilir. devam edecek…………


[1] (Bilim ve Teknik, Temmuz 1983)

[2] (Hesaplamaların tarihi süreçleri için bknz wipikedia.org)

[3] Enfal, 33

[4] Enam, 79

Etiketler:

Güvenlik Sorusu ** Zaman sınırı bitmiştir. CAPTCHA yeniden yükleyin.